28 Şubat 2026 Cumartesi
DOLAR 43.95 ₺
EURO 51.98 ₺
STERLIN 59.31 ₺
G.ALTIN 7,435.91 ₺
BTC 65,846.76 $
ETH 1,926.52 $
BİST 0.00

    20'li Yaşlarda Horlama Artışı Alarm Veriyor: Uzmanından Kritik Uyku Apnesi Uyarısı!

    Yaşam 73
    Yayınlama: 28 Şubat 2026 Cumartesi 10:21 Kaynak: Kapsül Haber Ajansı

    Eskiden yaşlıların sorunu sanılan horlama, artık 20'li yaşlarda da alarm veriyor! Uzmanlar, gençlerdeki bu artışın obezite ve düzensiz yaşamla ilişkili olduğunu ve hayati risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabileceğini belirtiyor.

    20'li Yaşlarda Horlama Artışı Alarm Veriyor: Uzmanından Kritik Uyku Apnesi Uyarısı!

    Gece yatağınızı adeta bir traktör sesine çeviren horlama, sadece partneriniz için değil, sizin için de bir uyarı çanı olabilir. Eskiden daha çok ileri yaşlarda görülen bu durum, şimdi 20'li yaşlardaki gençleri de tehdit ediyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi'nden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, horlamanın masum bir ses olmaktan öte, hayati risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabileceğini vurguluyor. Modern yaşamın getirdiği obezite, düzensiz beslenme ve hareketsizlikle genç yaşta artan horlama vakaları, kalpten beyne kadar birçok ciddi hastalığın habercisi olabilir. Peki, horlamanızın altında yatan gizli tehlikeler neler? Ne zaman bir uzmana başvurmalısınız ve kalıcı çözümler mümkün mü? Bu haberimizde tüm detayları bulacaksınız.

    Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor.

    Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu nedenle alarmı susturmak değil, neden çaldığını araştırmak gerektiğini belirterek, “Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla, horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir” diyor. Eskiden daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20’li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, gençlerde artış gösteren obezitenin bu durumun en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurgulayarak, “Bilgisayar başında uzun süreli oturma, düzensiz uyku alışkanlıkları, fast food ve şeker içeren yiyeceklerle beslenme ve buna bağlı kilo artışı gençlerde horlama riskini artırmaktadır. Özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolu daralmakta ve horlama ortaya çıkmaktadır” diyor.

    Modern yaşamla birlikte giderek artıyor

    Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmeleri sonucu ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30–40’ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Horlamanın görülme sıklığı ileri yaşlarda giderek artıyor. Öyle ki 30 yaş altı erkeklerde yüzde 10 oranında rastlanırken, 60 yaş üzerinde bu oran yüzde 60’a yükseliyor. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, menopoz sonrası kadınlarda oran belirgin şekilde artıyor. Türkiye’de de benzer rakamlar söz konusu. Ayrıca, son yıllarda hem dünyada hem ülkemizde horlama sıklığında artış gözlendiği belirtiliyor. Bu yükselmenin en önemli nedenleri arasında; obezite, hareketsiz yaşam tarzı, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımındaki artış gösteriliyor.

    Horlamanın önemli nedenleri

    Doç. Dr. Zerrin Boyacı, kişinin aile ve sosyal hayatında önemli sorunlar oluşturabilen horlamaya yol açan etkenleri şöyle özetliyor:

    Obezite: İdeal kilonun yüzde 15 daha fazlasına sahip olan kişilerde horlama riski artmaktadır. Bunun nedeni ise boyun çevresindeki yağlanmanın üst solunum yolunu daraltması. Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm’nin ve erkeklerde 43,18 cm’nin üzerinde olması kritik değer olarak hesaplanmış.

    Burun tıkanıklığı: Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısının darlığı gibi statik bozukluklar ile alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi enflamatuar bozukluklar önemli sebeplerini oluşturmaktadır.

    Büyük geniz eti ve bademcikler: Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabilmektedir.

    Alkol ve sigara kullanımı: Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına sebep olmaktadır.

    Sırtüstü uyuma: Dil kökünün geriye düşmesine yol açabilmektedir.

    Uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!

    Horlama ile beraber görülen ve gece ani ölümlere sebep olabilen uyku apnesi üst solunum yolunun tamamen kapanması sonucu oluşuyor. Horlama genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor! Özellikle gece nefes durmaları, sabahları yorgun uyanma, baş ağrısından yakınma, gün içinde uyku hali, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlardan biri bile horlamaya eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor.

    Uyku apnesi ani ölüme bile yol açabiliyor!

    Uyku apnesinde erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise uyku apnesinin; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta gece ani ölüme bile yol açabilmesi. Ayrıca, insülin direnci ve kilo artışıyla kısır döngü oluşabiliyor. Tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde trafik kazası riski de 2–7 kat artıyor. Uzun süreli uyku apnesi aynı zamanda beyinde hasara neden olarak; hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de artırabiliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, erken değerlendirmenin olası ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını aktarıyor.

    Etkili ve kalıcı çözüm mümkün!

    Erken teşhis, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, “Horlama kader değildir. Doğru değerlendirmeyle çoğu hastada etkili ve kalıcı çözümler mümkündür. Önemli olan, geceleri bu sesi duymazdan gelmemektir” diye konuşuyor. Tedavinin kişiye özel planlandığını ve altta yatan nedene göre şekillendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zerrin Boyacı, "Basit işlemler arasında yer alan radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve kişiye özel burun ile ağız içi apareyler, yaygın olarak başvurulan yöntemlerdir” diyor.

    Uyku apnesinde altın standart: CPAP maskesi!

    Horlamaya uyku apnesi eşlik ediyorsa, tedavide altın standart yöntemin CPAP maskesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu tedavinin uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak, solunum durmalarını önlediğini ve hastanın gece boyunca yeterli oksijen almasına yardımcı olduğunu belirtiyor.

    Cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor

    Özellikle ileri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, uyku apnesi olanlarda maske kullanmak istemeyenler için maksillofasyal ilerletme operasyonuna, yani çenenin öne alınması ameliyatına başvurulduğunu söyleyerek, şu bilgileri paylaşıyor: “Bu ameliyatın başarı oranı yüzde 97’ye kadar ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra dil ve dil köküne yönelik cerrahiler ile yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimler de horlamanın ve üst solunum yolu daralmasının giderilmesinde tercih edilen yöntemler arasında bulunmaktadır.”

    Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

    Bu kapsamlı haberimizde, genellikle hafife alınan horlamanın özellikle 20'li yaşlarda artan sıklığına ve potansiyel ciddi sağlık risklerine dikkat çekilmiştir. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı'nın vurguladığı gibi, horlama basit bir ses problemi değil, uyku apnesi gibi hayati tehlike taşıyan durumların ilk belirtisi olabilir. Obezite, hareketsiz yaşam, düzensiz uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları gibi modern yaşam faktörlerinin gençlerde horlama artışına zemin hazırladığı belirtilmiştir. Makale, horlamanın nedenleri (burun tıkanıklığı, büyük geniz eti, alkol/sigara vb.) ve uyku apnesinin hipertansiyon, kalp rahatsızlıkları, inme gibi ciddi komplikasyonlarına değinerek erken teşhis ve tedavinin önemini vurgulamaktadır. Haberde ayrıca CPAP maskesi gibi altın standart tedavilerin yanı sıra, radyofrekans, lazer uygulamaları ve cerrahi müdahalelerle etkili ve kalıcı çözümlerin mümkün olduğu aktarılmıştır. Okuyucuların, horlamayı bir sağlık sinyali olarak görüp, özellikle beraberinde nefes durması, sabah yorgunluğu gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiği mesajı güçlü bir şekilde iletilmiştir.

    BENZER HABER
    İlk Yorumu Sen Yaz
    code