Küresel finansal sistem, Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever'in de belirttiği gibi, 2026 yılı itibarıyla tarihsel bir dönüşümün merkezinde yer alıyor. Geleneksel finansal yapıları kökünden değiştiren bu süreçte, kripto varlıklar, sabit değerli kripto varlıklar ve merkez bankası dijital paraları gibi yenilikler temel unsurlar haline geldi. Uluslararası kurumların verileri, bu dijital dönüşümün sadece deneysel bir aşama olmadığını, ödeme sistemlerinden sermaye piyasalarına kadar her alanda bütüncül bir yeniden yapılanmaya işaret ettiğini gözler önüne seriyor. Özellikle 1 katrilyon dolara yaklaşan küresel sınır ötesi ödeme hacmi, mevcut sistemler üzerindeki baskıyı artırarak inovasyonu kaçınılmaz kılıyor. Bu devrim niteliğindeki değişim, finansın geleceğini şekillendirirken, aynı zamanda güvenlik ve düzenleyici uyum gibi yeni zorlukları da beraberinde getiriyor.

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, küresel finansal sistemin 2026 yılı itibarıyla tarihsel ölçekte bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, kripto varlıklar, sabit değerli kripto varlıklar, gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu, merkez bankası dijital paraları, yapay zekâ destekli finansal altyapılar ve dijital kimlik çözümlerinin finansal mimarinin temel işleyişini etkileyen yapısal unsurlar hâline geldiğini ifade etti.

Uluslararası kurumlar ve küresel piyasalardan gelen verilerin, dijital finans alanındaki dönüşümün deneysel bir teknoloji evresini geride bırakarak ödeme sistemlerinden sınır ötesi para akışlarına, sermaye piyasalarından finansal güvenliğe uzanan bütüncül bir yeniden yapılanmaya dönüştüğünü ortaya koyduğunu belirten Vatansever, bu sürecin finansal altyapının çalışma mantığını yeniden tanımladığını vurguladı.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) değerlendirmeleri ve küresel piyasa verilerine göre, kripto varlıkların toplam piyasa değeri 2025 yılı itibarıyla 3,5 trilyon dolar seviyesini aşmış durumda bulunuyor. IMF, kripto varlık faaliyetlerinin artık yalnızca bireysel yatırımcıların değil; bankalar, ödeme kuruluşları, varlık yönetim şirketleri ve büyük ölçekli finansal kurumların bilanço yapıları, risk yönetimi süreçleri ve uzun vadeli stratejilerinin de bir parçası hâline geldiğine dikkat çekiyor. Bu tablo, kripto varlıkların finansal sistemin çevresinden merkezine doğru ilerlediğine işaret ediyor.

Bu dönüşümün merkezinde sabit değerli kripto varlıklar yer alıyor. Reuters ve Bloomberg tarafından yayımlanan piyasa verilerine göre, bu varlıkların toplam piyasa değeri 2025 ortası itibarıyla 250 milyar dolar eşiğini aşarken, günlük işlem ve dolaşım hacimleri bazı dönemlerde 70–100 milyar dolar bandına ulaştı. IMF hesaplamaları, sabit değerli kripto varlıkların yıllık işlem hacminin 2024 yılında yaklaşık 23 trilyon dolar seviyesine çıktığını gösteriyor.

Bu büyüklük, küresel ödeme altyapılarının neden yeniden ele alındığını da açık biçimde ortaya koyuyor. IMF’nin SWIFT verilerine dayanan analizleri ile Avrupa Merkez Bankası (ECB) değerlendirmeleri, toptan ve perakende işlemleri kapsayan küresel sınır ötesi ödeme hacminin 1 katrilyon dolar ölçeğine yaklaştığını ortaya koyuyor. Bu ölçek, mevcut ödeme sistemlerinin hız, maliyet ve şeffaflık açısından neden yapısal bir baskı altında bulunduğunu gösteriyor.

Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), sabit değerli kripto varlıklara ilişkin analizlerinde bu dönüşümün parasal boyutuna dikkat çekiyor. BIS’e göre bu varlıkların yüzde 99’dan fazlası ABD doları referanslı yapılardan oluşuyor. Finansal İstikrar Kurulu (FSB) ise sabit değerli kripto varlıkların büyümesinin ancak güçlü rezerv yapıları, şeffaf raporlama, düzenli denetim ve etkin düzenleyici gözetimle birlikte finansal istikrara katkı sağlayabileceğini vurguluyor.

Sabit değerli kripto varlıklarla birlikte gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu da dijital finans dönüşümünün kritik başlıkları arasında yer alıyor. Dünya Ekonomik Forumu, Citi, Standard Chartered ve Bloomberg Intelligence gibi küresel kurumların analizleri; tahvil, fon, emtia, gayrimenkul ve karbon kredileri gibi varlıkların blokzincir altyapıları üzerinde dijital varlık birimleri hâline getirilmesinin piyasalarda erişimi genişletme, likiditeyi artırma ve işlem maliyetlerini düşürme potansiyeline sahip olduğunu ortaya koyuyor. Reuters’ın aktardığı projeksiyonlara göre, tokenlaştırılmış gerçek dünya varlıklarının toplam piyasa büyüklüğünün orta vadede trilyon dolar ölçeğine ulaşması öngörülüyor.

Bu dönüşümün kamusal boyutunu merkez bankası dijital paraları oluşturuyor. Uluslararası takip çalışmalarına göre, dünya genelinde 130’dan fazla ülke merkez bankası dijital paralarına yönelik çalışmalar yürütüyor ve bu ülkeler küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 98’ini temsil ediyor. Halihazırda bazı ülkelerde merkez bankası dijital paraları sınırlı veya kontrollü biçimde kullanılırken, çok sayıda ülkede pilot uygulamalar devam ediyor.

Dijital finans dönüşümünün ayrılmaz bir diğer boyutu ise dijital güvenlik ve siber riskler olarak öne çıkıyor. Uluslararası güvenlik kurumları ve düzenleyici otoritelerin raporları, kripto varlıklar ve dijital ödemelerle bağlantılı dolandırıcılık yöntemlerinde son yıllarda kayda değer artışlar yaşandığına işaret ediyor. Yapay zekâ destekli dolandırıcılık yöntemleri ve sentetik kimlikler, küresel ölçekte düzenleyici uyum ve veri paylaşımını daha kritik hâle getiriyor.

Yapay zekâ, yalnızca risk alanında değil, finansal verimlilik tarafında da belirleyici bir rol üstleniyor. McKinsey, BIS ve küresel danışmanlık kuruluşlarının analizlerine göre, yapay zekâ destekli finansal otomasyon çözümleri operasyonel maliyetlerde yüzde 30–40 bandında düşüş potansiyeli sunuyor.

Vatansever, kripto varlıklar, sabit değerli kripto varlıklar, merkez bankası dijital paraları ve gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonunun artık geçici trendler olmadığını belirterek, uluslararası kurumlar ve küresel piyasalar tarafından ortaya konan verilerin dijital finans altyapısının kalıcı biçimde yeniden şekillendiğini gösterdiğini ifade etti. Vatansever Platformu ve Dijital Biz editoryal ekibi tarafından, IMF, BIS, FSB, ECB ve SWIFT verileri ile Reuters ve Bloomberg gibi uluslararası kaynakların rapor ve analizleri esas alınarak derlenen bu değerlendirmede, 2026 ve sonrasında dijital finans dönüşümünde belirleyici unsurun hızdan ziyade güven, düzenleyici uyum ve gerçek ekonomik değer üretimi olacağı vurgulandı.

Şenol Vatansever'in vurguladığı üzere, kripto varlıklar, sabit değerli kripto varlıklar, merkez bankası dijital paraları ve gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu artık geçici hevesler olmaktan çıkıp, dijital finans altyapısının kalıcı bileşenleri haline gelmiştir. Uluslararası Para Fonu (IMF), Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) gibi küresel kurumların analizleri, 1 katrilyon dolara yaklaşan ödeme hacmiyle finansal dünyanın benzeri görülmemiş bir hızla dijitalleştiğini teyit etmektedir. Yapay zekâ destekli otomasyonlarla operasyonel verimlilik ve düşen maliyetler hedeflenirken, dijital güvenlik ve siber riskler de dönüşümün kritik bir parçası olarak öne çıkmaktadır. Ancak, bu büyük ölçekli dönüşümün başarısı, sadece hızda değil, aynı zamanda güven, güçlü düzenleyici uyum ve gerçek ekonomik değer üretiminde yatmaktadır. Finansal İstikrar Kurulu (FSB) tarafından da altı çizilen bu prensipler, 2026 ve sonrasında dijital finansın sağlıklı bir şekilde büyümesinin temelini oluşturacaktır.