Küresel yemek hizmetleri sektörü, pandeminin etkilerini geride bırakarak devasa bir büyüklüğe ulaştı ve 2025 yılı itibarıyla 2,98 trilyon euro sınırına dayandı. Bu baş döndürücü yükselişte Avrupa ve Asya-Pasifik bölgeleri başı çekerken, format çeşitliliği ve zincir operatörlerinin yaygınlaşması temel dinamikleri oluşturdu. Ancak, Türkiye pazarı küresel ivmenin aksine %1,5'lik bir daralma yaşayarak dikkatleri üzerine çekti. Hızlı servis restoranları (QSR) gibi segmentler geleceğin rotasını çizerken, dijitalleşme, premium ambalajlama ve otomasyon gibi trendler sektörün "yeni normalini" belirliyor. TUTTOFOOD gibi platformlar, bu dinamik pazarda küresel alıcıları ve tedarik zincirlerini bir araya getirerek yeni iş fırsatları sunmaya devam ediyor.

Türkiye yemek hizmetleri pazarı, Deloitte verilerine göre beş yıl süren istikrarlı büyümenin ardından 2025 itibarıyla değişen dinamiklerle yön değiştirdi. Bu süreçte TUTTOFOOD, küresel alıcıları ve tedarik zincirlerini buluşturan Avrupa merkezli bir platform olarak konumunu güçlendirdi.

Küresel yemek hizmetleri pazarı, pandemi sonrası toparlanma sürecini geride bırakarak daha dengeli ve yapısal dönüşümün öne çıktığı bir döneme girerken, 2025 yılı itibarıyla 2,98 trilyon euro büyüklüğe yaklaşmış ve ılımlı bir büyüme eğilimine girmiştir

Deloitte’un yayımlanması öncesinde TUTTOFOOD ile paylaşılan Yemek Hizmetleri Market Monitor 2026 ön verilerine göre, küresel büyüme 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla %2,2 seviyesinde gerçekleşti. Bu büyümede Avrupa (%6,0) ve Asya-Pasifik (%3,2) bölgeleri belirleyici rol oynadı.

Fiere di Parma CEO’su Antonio Cellie, “Yemek hizmetleri sektörü, değişen tüketim alışkanlıkları ve giderek karmaşıklaşan tedarik zincirleriyle yeni bir döneme giriyor” dedi. Cellie, Güney Avrupa’nın önde gelen gıda platformlarından TUTTOFOOD’un 4 bini aşkın üst düzey alıcıyı uluslararası tedarikçilerle buluşturduğunu belirterek, ITA (İtalyan Ticaret Ajansı) iş birliğiyle yürütülen Alım Heyeti Programı sayesinde sektör içgörülerinin somut iş fırsatlarına dönüştüğünü vurguladı.

Deloitte Ortağı ve Değer Yaratma Hizmetleri Lideri Tommaso Nastasi ise son yıllardaki büyümenin iki temel dinamikten beslendiğine dikkat çekti: format çeşitliliğinin artması ve zincir operatörlerin yaygınlaşması. Özellikle hızlı servis restoranlarının (QSR) bu dönüşümde kritik rol oynadığını belirten Nastasi, zincir yapıların hizmet, kalite ve müşteri deneyimini entegre bir şekilde sunma konusunda öne çıktığını ifade etti. Bu gelişmelerin değer zincirinin tamamını daha cazip hale getirdiğini vurgulayan Nastasi, tedarikçilerin bu sayede operasyonlarını sadeleştirdiğini, maliyetlerini optimize ettiğini ve ortak geliştirme projeleriyle daha hedefli çözümler sunduğunu dile getirdi.

Sektördeki bu dönüşüm, operasyonel verimlilik, format inovasyonu ve tedarik zinciri entegrasyonunun rekabetin temel belirleyicileri haline geldiği “yeni normal”e işaret ediyor.

2025 yılında 19 milyar euro büyüklüğe ulaşan Türkiye yemek hizmetleri sektörü, ivme kaybederek bir önceki yıla kıyasla %1,5 daraldı. Bu gerileme, son beş yılda ortalama %2,9 büyüme kaydedilen dönemin ardından gerçekleşti. Söz konusu büyüme döneminde ise, %13 artış gösteren hızlı servis restoranları (QSR) modeli belirleyici rol oynadı.

Son beş yılda Türkiye’de sektör performansına yön veren hızlı servis restoranları (QSR) segmentinin, önümüzdeki dönemde de sokak lezzetleriyle birlikte en hızlı büyüyen alanlar arasında yer alması öngörülüyor. Bu iki segmentin etkisiyle küresel büyümede ise Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik bölgeleri öne çıkıyor.

Türkiye pazarının 2030’a kadar toparlanarak yeniden güçlü bir görünüm kazanması bekleniyor. Bu görünüm, gıda sektöründe stratejik yatırımlar açısından fırsatların sürdüğüne işaret ediyor.

Küresel yemek hizmetleri sektöründe öne çıkan başlıca trendler

Küresel ölçekte tüketici tercihleri hızla değişiyor. Premium ambalajlama, paket servis büyümesini destekleyen kritik unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Tüketicilerin %90’ı premium ambalaj sunulduğunda daha geniş bir ürün yelpazesinden sipariş vermeye istekli olduğunu belirtirken, %53’ü bu deneyim için daha fazla ödeme yapmaya hazır. Öte yandan fiyat-performans dengesi giderek daha belirleyici hale geliyor. Tüketicilerin yaklaşık %80’i müşteri yolculuğunun tüm aşamalarında daha fazla dijitalleşme talep ederken, bu beklentiler birçok pazarda henüz tam anlamıyla karşılanabilmiş değil.

Arz tarafında ise mekân dışı tüketimin artışı, işletmeleri yeni formatlara yönlendiriyor. Operatörlerin %41’i paket servis ve gel-al odaklı alanlara daha fazla yer ayırmayı planlarken, QSR markalarının %34’ü yalnızca paket servise yönelik lokasyonlara odaklanıyor. Otomasyonun yaygınlaşması da dikkat çekiyor: İşletmelerin %74’ü verimliliği artırmak amacıyla yeni teknolojileri devreye alıyor. Her ne kadar bugün yalnızca %28’i bu yatırımların kârlılığa doğrudan katkı sağladığını ifade etse de, bu eğilim önümüzdeki dönemde verimlilik artışı ve inovasyon açısından önemli fırsatlara işaret ediyor.

TUTTOFOOD Hakkında

TUTTOFOOD, Güney Avrupa’nın önde gelen gıda iş platformlarından biri olarak küresel gıda inovasyonunu, tedarik süreçlerini ve pazar büyümesini bir araya getiriyor. Milano merkezli platform, üreticiler, distribütörler ve uluslararası pazarlar arasında güçlü ve stratejik ticari iş birliklerinin kurulmasına katkı sağlıyor. İtalya ve Avrupa’nın önde gelen fuar organizatörlerinden Fiere di Parma tarafından hayata geçirilen TUTTOFOOD, gıda sektörünün gelişimi ve dönüşümünde hem ulusal hem de uluslararası ölçekte referans noktalarından biri olarak konumlanıyor.

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel yemek hizmetleri pazarı, pandemi sonrası güçlü bir toparlanma sürecinin ardından 2025 yılında yaklaşık 2,98 trilyon euro büyüklüğe ulaşarak ılımlı bir büyüme eğilimine girdi. Deloitte'un ön verilerine göre, bu global büyümede özellikle Avrupa (%6,0) ve Asya-Pasifik (%3,2) bölgeleri belirleyici rol oynadı. Sektördeki bu ivme, format çeşitliliğinin artması ve hızlı servis restoranları (QSR) gibi zincir operatörlerinin yaygınlaşması gibi iki temel dinamikten beslendi. QSR'ler, entegre hizmet ve müşteri deneyimi sunarak değer zincirini daha cazip hale getirirken, tedarikçiler için de operasyonel kolaylıklar sağladı. Buna karşılık, Türkiye yemek hizmetleri sektörü, son beş yıldaki ortalama %2,9'luk büyümenin ardından 2025'te %1,5'lik bir daralma yaşayarak 19 milyar euro büyüklüğe geriledi. Ancak, önümüzdeki dönemde QSR ve sokak lezzetleri segmentlerinin etkisiyle Türkiye pazarının 2030'a kadar toparlanarak yeniden güçlü bir görünüm kazanması bekleniyor. Küresel ölçekte ise premium ambalajlama, artan dijitalleşme talebi ve operasyonel verimlilik için otomasyon yatırımları, sektördeki başlıca trendler arasında yer alıyor. Mekân dışı tüketimin artmasıyla birlikte paket servis ve gel-al odaklı formatlar yaygınlaşırken, TUTTOFOOD gibi önemli platformlar, küresel tedarik zincirlerini ve alıcıları buluşturarak bu dinamik dönüşümün önemli bir parçası olmayı sürdürüyor.