22 Mart Dünya Su Günü'nde, Türkiye'nin su geleceği için kritik bir dönemeçte olduğumuz vurgulandı. İklim krizi ve artan kuraklık riskleri karşısında, son 65 yılda yaşanan 11 milyar metreküplük kullanılabilir su kaybı ve yer altı sularındaki tehlikeli çekilmeler endişe yaratıyor. Sürdürülebilir Gelecek Platformu ve COP31 'Su' teması ana sponsoru ARC Water Energy, su güvenliğinin artık ekonomik ve stratejik bir zorunluluk haline geldiğine dikkat çekiyor. Özellikle Şanlıurfa gibi bölgelerdeki kayıt dışı kuyu sayıları, su yönetiminin ne denli kritik bir konu olduğunu gözler önüne seriyor. Alternatif su üretim teknolojilerine yapılan küresel yatırımlar ışığında, Türkiye'nin de bu alandaki adımlarını hızlandırması gerektiği açıkça belirtildi.

22 Mart Dünya Su Günü’nde, iklim krizi ve artan kuraklık riskine dikkat çeken Sürdürülebilir Gelecek Platformu’nun COP31 “Su” teması ana sponsoru ARC Water Energy, su güvenliğinin ekonomik ve stratejik bir öncelik haline geldiğini vurguladı.

Türkiye’de son 65 yılda kuraklık nedeniyle 11 milyar metreküp kullanılabilir su kaybı yaşandı. Yer altı su kaynaklarında ise son 20 yılda 40–50 metreye varan çekilmeler gözlemleniyor. Sadece Şanlıurfa’da 17 bin ruhsatlı kuyu bulunurken, kayıt dışı kuyuların sayısının 65 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor. Bu tablo, su yönetiminin artık ertelenemez bir konu olduğunu ortaya koyuyor.

COP31 Yolculuğunda “Su” Başlığı

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleşecek COP31 sürecine hazırlık kapsamında çalışmalarını sürdüren Sürdürülebilir Gelecek Platformu, özel sektörün iklim gündemindeki rolünü güçlendirmeyi hedefliyor. Platform; sürdürülebilirlik stratejileri, ölçülebilir etki, iklim iletişimi ve sorumlu dönüşüm başlıklarını çok paydaşlı bir yaklaşımla ele alırken, “Su” temasında ana sponsor olarak ARC Water Energy ile su güvenliği konusunu önceliklendiriyor.

“Alternatif su üretimi zorunluluk haline geldi”

ARC Water Energy Yönetim Kurulu Başkanı Alkan Canbay, Dünya Su Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Su güvenliği artık yalnızca çevresel bir mesele değil; ekonomik istikrarın temelidir. Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Yer altı su seviyelerindeki dramatik düşüş, tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Alternatif su üretim teknolojilerine yatırım yapmak artık bir tercih değil, zorunluluktur.”

Tatlı su kaynaklarından elde edilen suyun ortalama maliyetinin 0,45 euro seviyelerinde olduğu belirtilirken, küresel ölçekte ülkeler alternatif su yatırımlarını hızlandırıyor. Birleşik Arap Emirlikleri deniz suyu arıtımına 80 milyar dolar, Mısır ise 30 milyar dolar yatırım gerçekleştirdi. Bu yatırımlar, deniz suyu arıtımının stratejik bir güvenlik başlığı olarak ele alındığını gösteriyor. Canbay, özellikle kuraklık riski yüksek bölgelerde deniz suyu arıtımı teknolojilerinin sürdürülebilir tarım açısından önemli bir çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Su–enerji–gıda dengesi bütüncül bir stratejiyle ele alınmalı. COP31 süreci, suyu iklim müzakerelerinin merkezine yerleştirmek için önemli bir fırsat sunuyor. Bugün atılacak yatırımlar, yarının ekonomik dayanıklılığını belirleyecek.”

22 Mart’ta Güçlü Mesaj

ARC Water Energy, COP31 “Su” teması ana sponsorluğu kapsamında 22 Mart Dünya Su Günü’nde su verimliliği, alternatif su kaynakları ve ileri arıtma teknolojileri konularında farkındalık oluşturmayı hedefliyor.

Su güvenliğinin sağlanmasının; ekonomik büyüme, tarımsal sürdürülebilirlik ve toplumsal istikrar açısından kritik olduğu vurgulanıyor.

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

22 Mart Dünya Su Günü vesilesiyle yapılan kritik uyarılar, Türkiye'nin su kaynakları üzerindeki baskının ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Ülkemizde son 65 yılda 11 milyar metreküp kullanılabilir su kaybı yaşanırken, yeraltı sularında da 40-50 metreye varan çekilmeler kaydedildi. Sürdürülebilir Gelecek Platformu ve ARC Water Energy gibi önemli paydaşlar, su güvenliğinin artık sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik istikrarın ve stratejik önceliğin temelini oluşturduğunu vurguladı. Özellikle ARC Water Energy Yönetim Kurulu Başkanı Alkan Canbay'ın 'Alternatif su üretimi zorunluluk haline geldi' şeklindeki açıklaması, deniz suyu arıtımı gibi teknolojilere yapılan küresel yatırımların (Birleşik Arap Emirlikleri 80 milyar dolar, Mısır 30 milyar dolar) önemini artırıyor. Bu süreçte, COP31 zirvesinin suyu iklim müzakerelerinin merkezine yerleştirmek için eşsiz bir fırsat sunduğu ve bugün yapılacak yatırımların yarının ekonomik dayanıklılığını belirleyeceği belirtildi. Su–enerji–gıda dengesini bütüncül bir stratejiyle ele almak, sürdürülebilir bir gelecek için hayati önem taşıyor.