Altının Ons Fiyatı 5000 Doları Aşarak Rekor Kırdı: Neden Yükseliyor, Geleceği Ne?
Son dönemde küresel piyasalar, jeopolitik gerilimler ve ekonomik belirsizliklerle çalkalanırken, altın yatırımcıların güvenli limanı olma özelliğini bir kez daha kanıtladı. Altının ons fiyatı, tarihi bir rekor kırarak 5000 dolar seviyesini aşarken, bu durum piyasalarda büyük yankı uyandırdı. Peki, bu baş döndürücü yükselişin ardında yatan nedenler neler? ABD ile NATO arasındaki Grönland geriliminden Trump'ın ticaret politikalarına, Ukrayna ve Gazze'deki savaşlardan Fed'in faiz indirim beklentilerine kadar birçok faktör altın fiyatlarını nasıl etkiledi? İşte değerli metalin bu rekor yükselişine ışık tutan tüm detaylar ve gelecek öngörleri.
ANKARA - BHA
ABD ile NATO arasında Grönland üzerinden yaşanan gerilimler ile küresel ölçekte artan finansal ve jeopolitik belirsizliklerin altın fiyatlarındaki yükselişte etkili olduğu değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret politikalarına ilişkin açıklamaları da piyasalarda tedirginlik yarattı. Trump, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Çin ile bir ticaret anlaşması yapılması halinde Kanada’ya yüzde 100 gümrük vergisi uygulayabileceğini ifade etti.
Belirsizlik dönemlerinde yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülen altın ve diğer değerli metallere olan talep arttı. Gümüş fiyatları da geçtiğimiz yıl yaklaşık yüzde 150 oranında yükselmesinin ardından cuma günü ilk kez 100 dolar seviyesini aştı.
Değerli metallere yönelik talebi destekleyen unsurlar arasında yüksek seyreden enflasyon, ABD dolarındaki zayıflık, dünya genelinde merkez bankalarının alımları ve ABD Merkez Bankasının (Fed) bu yıl faiz indirimlerine devam edeceğine yönelik beklentiler yer aldı.
Ukrayna ve Gazze’de devam eden savaşların yanı sıra Washington yönetiminin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu alıkoyması da altın fiyatlarını yukarı yönlü etkileyen gelişmeler arasında gösterildi.
Altının sınırlı arzı dikkat çekiyor
Dünya Altın Konseyi verilerine göre bugüne kadar dünya genelinde yaklaşık 216 bin 265 ton altın çıkarıldı. Bu miktarın, üç ila dört olimpik yüzme havuzunu doldurabilecek büyüklükte olduğu belirtiliyor.
Madencilik teknolojilerindeki gelişmeler ve yeni rezervlerin keşfiyle çıkarılan altının büyük bölümünün 1950 sonrasında üretildiği ifade edilirken, ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu yer altında halen yaklaşık 64 bin ton altın bulunduğunu tahmin ediyor. Ancak önümüzdeki yıllarda arz artışının yavaşlaması bekleniyor.
ABC Refinery Kurumsal Piyasalar Küresel Başkanı Nicholas Frappell, altının bir tahvil ya da hisse senedi gibi borç veya şirket performansına bağlı olmadığını belirterek, belirsiz küresel ortamda etkili bir çeşitlendirme aracı olduğunu söyledi.
Yatırımcı ilgisi artıyor
Altın, 2025 yılında 1979’dan bu yana en yüksek yıllık kazancını kaydederek yatırımcıların odağında yer aldı. Trump’ın gümrük vergilerine ilişkin açıklamaları ve yapay zeka bağlantılı hisselerde aşırı değerleme endişeleriyle dalgalanan piyasalarda, altın fiyatları art arda rekorlar kırdı.
Ekonomik belirsizliklerin yanı sıra faiz oranlarının düşeceği beklentisi de fiyatları destekledi. Düşük faiz ortamında tahvil getirilerinin azalması, yatırımcıların altın ve gümüş gibi değerli metallere yönelmesine neden oldu. Fed’in bu yıl politika faizini iki kez düşürmesi öngörülüyor.
Merkez bankaları ve kültürel talep etkili
Altına yönelik talep bireysel yatırımcılarla sınırlı kalmadı. Merkez bankaları da geçen yıl rezervlerine yüzlerce ton altın ekledi. Uzmanlar, ABD dolarından uzaklaşma eğiliminin altına olan ilgiyi artırdığını belirtiyor.
Yatırım amaçlı alımların yanı sıra altın, birçok kültürde bayramlar ve düğünler gibi özel günlerde hediye olarak tercih edilmeye devam ediyor.
Morgan Stanley verilerine göre Hindistan’daki haneler, ülke gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 88,8’ine karşılık gelen yaklaşık 3,8 trilyon dolarlık altın varlığına sahip bulunuyor.
Dünyanın en büyük altın tüketicisi olan Çin’de ise şubat ayında başlayacak At Yılı öncesinde talebin mevsimsel olarak artması bekleniyor.
Altının ons fiyatının 5000 dolar seviyesini aşarak rekor kırması, küresel çapta yaşanan siyasi ve ekonomik çalkantıların bir sonucu olarak değerlendirilmektedir. Makalede, ABD ile NATO arasındaki Grönland gerilimleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın agresif ticaret politikaları, Ukrayna ve Gazze'de süren savaşlar gibi jeopolitik risklerin yanı sıra, yüksek enflasyon, ABD dolarındaki zayıflık ve dünya genelinde merkez bankalarının altın alımları gibi finansal faktörlerin altın fiyatlarındaki yükselişteki belirleyici rolü detaylandırılmıştır. Ayrıca, Fed'in faiz indirimlerine devam edeceği beklentisinin, tahvil getirilerini azaltarak yatırımcıları altına yönlendirdiği ve değerli metalin sınırlı arzının fiyatlar üzerindeki etkisinin altı çizilmiştir. Yatırımcıların güvenli liman arayışı ve Hindistan ile Çin gibi ülkelerdeki kültürel talebin de altın fiyatlarındaki bu tarihi zirveye ulaşmada önemli bir rol oynadığı vurgulanmıştır. Bu gelişmeler, altının belirsiz küresel ortamda etkili bir çeşitlendirme ve koruma aracı olarak konumunu güçlendirdiğini göstermektedir.