Haberde.Net - Türkiye Gündemi, Dünyadan Haberler
⌂
Anasayfa ›Ekonomi
Ekonomi

Enerji Dönüşümü 2035’e Kadar Metallere Olan Talebi Artıracak

Yayınlama: 30.09.2026 - 10:40 Kaynak: Kapsül Haber Ajansı Okunma: 29
Paylaş:

Enerji dönüşümü ve elektrifikasyon, küresel metal piyasalarını köklü biçimde dönüştürebilir. Hızla artan talep ve giderek daha fazla kısıtlanan arz karşısında bakır, nikel ve alüminyumda 2035 yılına kadar yapısal arz açıklarının ortaya çıkması bekleniyor. Bu görünüm, metal fiyatlarında yeni bir yükseliş döneminin önünü açabilir.

Coface Metal Sektörü Ekonomisti Simon Lacoume, “Endüstriyel metaller yeni bir döneme giriyor. Enerji dönüşümü önemli ölçüde yeni talep yaratırken arzın bu talebe yanıt verme kapasitesi giderek azalıyor. Bu iki unsurun bir araya gelmesi bakır, nikel ve alüminyum üzerinde kalıcı bir baskı oluşturabilir ve metal fiyatlarında yeni bir yükseliş dönemini başlatabilir” dedi.

Enerji dönüşümü talebi hızlandırıyor

Düşük karbonlu teknolojilerin yükselişinden önce de metallere olan talebi güçlü yapısal eğilimler destekliyordu. Kentleşme, altyapı yatırımları ve gelişmekte olan ekonomilerin büyümesi, önümüzdeki yıllarda küresel tüketimi artırmaya devam edecek. İnşaat sektörü küresel çelik tüketiminin yaklaşık yüzde 50’sini oluştururken elektrifikasyon halihazırda küresel bakır talebinin yaklaşık dörtte üçüne karşılık geliyor.

Uzun süredir devam eden bu talebe artık enerji dönüşümü ve dijitalleşmenin yarattığı talep de ekleniyor. Yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar, bataryalar, elektrik şebekeleri ve veri merkezleri yoğun metal kullanımı gerektiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Açıklanan Taahhütler Senaryosu’na (APS) göre temiz teknolojiler, 2035 yılına kadar küresel bakır ve nikel talebinin yüzde 35’ini oluşturabilir.

Arz neden talebe yetişemiyor?

Talepteki bu hızlanma karşısında arz aynı tempoda ilerlemekte zorlanıyor. Maden arama projelerinin yüzde 1’inden azı faaliyete geçen bir madene dönüşürken mevcut projelerde yeni kapasite geliştirilmesi ortalama 20 yıla yakın sürebiliyor. Bu süre 2000’li yılların başında 15 yıldan daha azdı. Düşük yatırım getirileri, maden yataklarındaki cevher tenörlerinin düşmesi ve artan maliyetler de üreticilerin üretimi hızla artırma kapasitesini sınırlandırıyor.

Buna tedarik zincirlerindeki yüksek coğrafi yoğunlaşma da ekleniyor. Endonezya küresel nikel cevheri üretiminin yüzde 67’sini gerçekleştirirken Çin, birçok metalde dünya rafinaj kapasitesinin yarısından fazlasını elinde bulunduruyor.

Ticaret kısıtlamaları da giderek artıyor. Kritik minerallerin ithalatını veya ihracatını etkileyen ve 2025 yılı sonu itibarıyla yürürlükte olan önlemlerin sayısı 1.138’e ulaşırken bu sayı 10 yıl önce 357 seviyesindeydi.

Bakır, nikel ve alüminyumda 2035’e kadar yapısal arz açığı

Arz ve talep arasındaki dengesizliğin, enerji dönüşümü açısından kritik öneme sahip metallerde özellikle belirgin hale gelmesi bekleniyor. Alüminyum, bakır ve nikelde talebin, karbonsuzlaşma sürecinde ilave bir hızlanma yaşanmasa dahi önümüzdeki 10 yılda arzdan daha hızlı büyüyeceği öngörülüyor. Bununla birlikte söz konusu metallerin her biri bu durumdan aynı ölçüde etkilenmiyor.

Ekonomilerin elektrifikasyonu ve dijital altyapının geliştirilmesi açısından kritik öneme sahip bakırda, senaryoya bağlı olarak 2035 yılına kadar 1,5 milyon ton ile 6,5 milyon ton arasında arz açığı oluşabilir. Net Sıfır Emisyon Senaryosu’nda bu açık küresel talebin yüzde 17’sine kadar ulaşabilir. Veri merkezlerindeki hızlı büyüme de bu baskıları daha da artırabilir.

Nikel ise bataryalar ve elektrikli mobilitenin etkisiyle enerji dönüşümünden en fazla etkilenen metal olarak öne çıkıyor. Net Sıfır Senaryosu’nda rafine nikel piyasasında 2035 yılına kadar yaklaşık 6,5 milyon tonluk arz açığı oluşabilir. Bu rakam, öngörülen talebin yaklaşık yüzde 35’ine karşılık geliyor.

Alüminyum piyasasında da arz-talep dengesinin sıkılaşması bekleniyor. Arz açığı 5 milyon ton ile 15 milyon ton arasında gerçekleşerek öngörülen talebin yaklaşık yüzde 10’una ulaşabilir. Alüminyumda kısıtın temelinde kaynakların mevcudiyetinden çok sanayi kapasitesi, gerekli yatırımlar ve rekabetçi fiyatlarla elektriğe erişim bulunuyor.

Metallerde yeni bir yükseliş dönemine doğru

Bu baskıların fiyatlar üzerinde kalıcı bir etki yaratması bekleniyor. Coface, bakır ve nikel fiyatlarının önümüzdeki 10 yılda yaklaşık iki katına çıkabileceğini öngörürken alüminyum fiyatlarında da güçlü bir artış bekliyor. Buna karşılık çelik ve çinko, arz koşullarının daha az kısıtlı olması ve enerji dönüşümünün yarattığı yeni talebe daha sınırlı ölçüde maruz kalmaları nedeniyle daha düşük risk taşıyor.

Üreticiler açısından önümüzdeki dönemde fiyatların yanı sıra kritik metallere erişimin güvence altına alınması, geri dönüşümün geliştirilmesi ve malzeme yoğunluğunun azaltılması da rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar haline gelebilir.

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Son Haberler

Sürdürülebilirlik Ve İnovasyon Zirvesi SISUMMIT 2026, 1 Ekim’de Başlıyor

30.09.2026 - 11:19

BAYKAR Keşan Eğitim ve Uçuş Merkezi’nde İş Birliği Görüşmesi

30.09.2026 - 10:58

Armada Gıda, FMO ve PROPARCO Sendikasyon Kredisi İçin İmza Töreninde Buluştu

30.09.2026 - 10:51

Doğuş Çay’a Dünya Bankası Grubu’ndan 100 Milyon Euro'luk Finansman

30.09.2026 - 10:48

Enerji Dönüşümü 2035’e Kadar Metallere Olan Talebi Artıracak

30.09.2026 - 10:40

AXA Türkiye ve T-Rupt'tan Deprem Risklerinin Modellenmesine Yönelik İş Birliği

30.09.2026 - 10:36

Epson, Tekstil Üreticilerinin Hızla Artan Özel Giyim Taleplerini Karşılıyor

30.09.2026 - 10:30

Sabancı Holding, “Dünyanın En İyi 25 İşvereni” Arasında

30.09.2026 - 10:23

103 Ülkeden 29 Binin Üzerinde Sektör Profesyoneli İntermob’da Buluştu

30.09.2026 - 10:14

Gıda Üretiminde Hız Ve Verimlilik Yarışı 

30.09.2026 - 09:47
Son Makaleler

Onların Sessiz Çığlıklarına Kulak Verelim

Değişen Dengeler ve Stratejik Zorunluluk

8 Mart'ta Kutlayacak Ne Var?

Kategoriler
Bilim Dünya Eğitim Ekonomi Gezi Gündem Kültür & Sanat Magazin Sağlık Siyaset Sponsor İçerik Spor Teknoloji Yaşam Yerel