Haberde.Net - Türkiye Gündemi, Dünyadan Haberler
Anasayfa Yaşam
Yaşam

İnsülin Direncinin 6 Sinyali

Yayınlama: 23.09.2026 - 09:06 Kaynak: Kapsül Haber Ajansı Okunma: 10
Paylaş:

İnsülin direnci, vücudun kan şekerini düzenleyen insülin hormonuna karşı duyarlılığının azalmasıyla ortaya çıkıyor.

Sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve fazla kilo gibi nedenlerle ülkemizde her 4 kişiden birinde insülin direnci görüldüğünü belirten Acıbadem International Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Turunç, “İnsülin direnci çoğu zaman sessiz ilerleyen bir sorun olsa da, bel çevresinde genişleme, sık acıkma, yemeklerden sonra uyku isteği, sürekli susama hissi gibi bazı sinyallerle de kendini gösterebilir. Bunların hiçbiri tek başına insülin direncinin kanıtı olmadığı için, kişinin mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Çünkü erken tanı ve tedavi, ileride gelişebilecek tip 2 diyabet riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir” diyor. Dr. Turunç, insülin direncinin 6 sinyalini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Bel çevresiniz genişliyorsa

Göbek çevresinde yağlanma, insülin direnci açısından dikkate alınması gereken önemli işaretlerden biridir. Özellikle iç organların çevresinde biriken yağ dokusu metabolik açıdan daha fazla risk taşır. Kilo artışıyla birlikte bel çevresinde genişleme, hareketsiz yaşam ve ailede diyabet öyküsü de varsa, metabolik durumunuzun değerlendirilmesi gerekir. Ancak bel çevresi tek başına tanı koydurmaz; diğer risk faktörleriyle birlikte ele alınmalıdır.

Yemekten kısa süre sonra yeniden acıkıyorsanız

Dr. Emrah Turunç “Bazı kişiler insülin direnciyle birlikte öğünlerden kısa süre sonra yeniden acıktıklarını ve gün içerisinde daha sık yemek yeme ihtiyacı duyduklarını ifade edebiliyorlar. Porsiyonlarınız yeterli olmasına rağmen sürekli açlık hissediyorsanız, özellikle yoğun karbonhidrat içeren öğünlerin ardından açlık hissiniz tekrarlıyorsa bu durumu önemsemek gerekir” diyor.

Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa…

Yemek sonrasında hafif rehavet çoğumuzun yaşadığı normal bir durum olabilir. Özellikle ağır ve yüksek kalorili öğünlerden sonra bu durum daha fazla hissedilebilir. Ancak her öğünden sonra belirgin halsizlik, uyku hali ve enerji düşüklüğü yaşanması; özellikle kilo artışı, sık acıkma veya kan şekeri yüksekliği gibi başka bulgular da varsa dikkate alınmalıdır.

Tatlıya karşı koyamıyorsanız

Tatlı ve karbonhidratlı yiyeceklere yönelik yoğun istek, insülin direncinde en sık dile getirilen yakınmalardan biridir. Ancak uzun süre aç kalmak, düzensiz beslenmek, yetersiz uyumak, stres gibi etkenler de tatlı isteğini artırabilir. Bu nedenle tatlı ve karbonhidratlı yiyeceklere yönelik aşırı tüketim isteği sadece insülin direncine bağlanamaz. Sık acıkma, kilo artışı ve bel çevresinde genişleme gibi başka belirtiler de eşlik ediyorsa hekime başvurulmalıdır.

Boyun ve koltuk altınız koyulaştıysa

Cilt değişikliği, insülin direnci açısından diğer yakınmalara göre daha dikkat çekici bulgulardan biridir. Boyun, koltukaltı veya kasık bölgesinde cildin koyulaşması ve kalınlaşması şeklinde ortaya çıkabilir. Özellikle fazla kilolu kişilerde böyle bir değişiklik fark edildiğinde kan şekeri metabolizmasının değerlendirilmesi gerekir.

Kan yağlarınız yüksekse

İnsülin direnci yalnızca kan şekeriyle ilgili bir durum değildir. Trigliserid yüksekliği, HDL kolesterol (iyi kolesterol) düşük olması, yüksek tansiyon ve bel çevresinde yağlanma bir arada görülebilir. Dr. Emrah Turunç “Kilonuz, bel çevreniz, tansiyonunuz, kan şekeriniz ve kan yağlarınızın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Birden fazla risk faktörünün aynı anda bulunması, metabolik açıdan daha dikkatli olunması gerektiğini gösterir” diyor.

“Şekerim sınırda” deniyorsa…

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Turunç, insülin direncinin uzun süre kan şekeri normalmiş gibi görünerek ilerleyebildiğini ancak zamanla prediyabetin ortaya çıkabildiğini belirterek şöyle diyor: “Zamanla pankreasın artan insülin ihtiyacını karşılaması zorlaştığında kan şekeri yükselmeye başlayarak prediyabet ortaya çıkabilir. Bu nedenle açlık kan şekeri veya üç aylık şeker ortalamasını gösteren HbA1c değerlerinin prediyabet aralığına gelmesi önemli bir uyarıdır. Prediyabet, ‘henüz diyabet değilim, dolayısıyla sorun yok’ anlamına gelmez. Tam tersine diyabet riskinin ufukta görünmeye başladığı, yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun takip ile müdahale edilmesi gereken kritik bir dönemdir.”

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Son Haberler

Baja Şampiyonası Bursa'da Devam Ediyor

23.09.2026 - 19:00

Önen Gıda Sanayi A.Ş., Halka Arz için SPK’ya Başvurdu 

23.09.2026 - 18:26

‘Kadın Sürdürülebilirlik Akademisi’ Tanıtıldı

23.09.2026 - 18:04

Kuşadası Belediyesi’nden Değirmendere’de Asfalt Mesaisi

23.09.2026 - 17:58

 Türkiye’de %51’e Ulaşan Yapay Zekâ Adaptasyonu, Daha Hızlı İnovasyonu Destekliyor

23.09.2026 - 17:57

Halkbank Şırnak’ın Cizre ilçesinde Girişimci Kadınlarla Buluştu

23.09.2026 - 17:17

StratejiCo.’dan Yapay Zekâ Çağında İtibar Yönetimine Yeni Model: itibar.ai

23.09.2026 - 16:58

GÜBRETAŞ’ın İki Mühendislik Çözümü TÜRKPATENT Tarafından Tescillendi

23.09.2026 - 16:33

İLKSAN Üyelerinin Sağlık Güvencesi Unıco Sigorta’ya Emanet

23.09.2026 - 16:20

Genç Girişimcinin Yeni Rotası Tek Sektör Yerine Çok Alanlı Büyüme

23.09.2026 - 15:41
Son Makaleler

Onların Sessiz Çığlıklarına Kulak Verelim

Değişen Dengeler ve Stratejik Zorunluluk

8 Mart'ta Kutlayacak Ne Var?

Kategoriler
Bilim Dünya Eğitim Ekonomi Gezi Gündem Kültür & Sanat Magazin Sağlık Siyaset Sponsor İçerik Spor Teknoloji Yaşam Yerel