Haberde.Net - Türkiye Gündemi, Dünyadan Haberler
⌂
Anasayfa ›Ekonomi
Ekonomi

Prof. Dr. Zakir Avşar: ''Güneş ve Rüzgâr Enerjisinde Türkiye’nin Yeni Eşiği''

Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili, Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı ''Güneş ve Rüzgâr Enerjisinde Türkiye’nin Yeni Eşiği'' adlı yazısında çeşitli değerlendirmelerde bulundu.

Yayınlama: 12.10.2026 - 11:58 Kaynak: Birlik Haber Ajansı Okunma: 0
Paylaş:

ANKARA - BHA

Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili, Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, yazısında şu ifadelere yer verdi:

''Milli Eğitim Gençlik ve Spor önceki bakanlarından Metin Emiroğlu’nun hatıralarını kaleme aldığı “Hayallerin Ötesinde” kitabını okurken gözüme ilişmişti. 1972 yılında gittiği Danimarka’da güneş enerjisi ile ısıtılan bir ev gördüğünü, güneş fakiri bir ülkede bunu olağanüstü bulduğunu yazıyordu. Nitekim çok uzun yıllar sonda ülkemizde memleketi Malatya Arapgir’in Sarıçiçek Yaylası’nda bir çoban çadırının önünde gördüğü güneş paneli ile elektrik üretilip çadırın ihtiyacının karşılandığını öğrenince duyduğu mutluluğu ifade ediyordu…

Ben de geçtiğimiz günlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Alparslan Bayraktar’ı dinlerken çok mutlu oldum. Güneş ve rüzgar zengini ülkemizde geldiğimiz yeri anlatıyordu…

Enerji meselesi savaşların, çatışmaların eksik olmadığı günümüz dünyasında ekonomik büyümenin ve sanayi üretiminin temel girdilerinden biri olmanın çok ötesine geçmiş durumda. Özellikle dışa bağımlı, tedarik güçlükleri içinde olan ülkeler açısında tam bir facia…

Bugün bir ülkenin enerjiyi hangi kaynaklardan, hangi maliyetle ve ne ölçüde kendi imkânlarıyla temin ettiği üretim kapasitesini, dış ticaret dengesini, sanayisinin rekabet gücünü ve ulusal güvenliğini doğrudan etkileyen stratejik bir unsur haline geldi.

Küresel enerji piyasalarında yaşanan fiyat dalgalanmaları, jeopolitik gerilimler ve enerji arz güvenliğine ilişkin belirsizlikler ülkelerin yerli kaynaklara dayalı enerji politikalarını daha fazla önemsemesine yol açmaktadır.

Bu çerçevede kaynaklarını çeşitlendirme konusunda kararlılıkla ilerleyen Türkiye açısından güneş ve rüzgâr enerjisi çevre politikalarının bir unsuru olmanın ötesinde ekonomik ve stratejik bir değer taşımakta…

Türkiye’nin güneş ve rüzgâr enerjisinde son yıllarda ortaya koyduğu gelişim enerji sistemindeki dönüşümün artık somut üretim rakamları üzerinden izlenebildiğini göstermektedir.

Ağustos 2026’da güneş kaynaklı elektrik üretimi 5,16 milyar kilovatsaat, rüzgâr kaynaklı elektrik üretimi ise 4,74 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti. İki kaynağın toplam elektrik üretimi 9,9 milyar kilovatsaate ulaşarak tüm zamanların en yüksek aylık seviyesini oluşturuyor. Bu rakam, yenilenebilir enerji alanında gerçekleştirilen yatırımların kurulu kapasite göstergelerinin ötesine geçtiğini, doğrudan elektrik üretiminde karşılık bulduğunu göstermesi bakımından önemli.

Asıl dikkat çekici tablo ise aylık rekorun ötesinde yılın ilk sekiz aylık verilerinde ortaya çıkıyor. 2026 yılının 1 Ocak-31 Ağustos döneminde rüzgâr kaynaklı elektrik üretimi 30,4 milyar kilovatsaat, güneş kaynaklı elektrik üretimi ise 29,8 milyar kilovatsaat düzeyine ulaştı.

Her iki üretim miktarı da 2000 yılından bu yana benzer dönemler açısından en yüksek değerleri ifade ediyor.

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında hidrolik kaynaklı üretimin 75,2 milyar kilovatsaat seviyesine ulaşmasıyla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki ağırlığının belirgin biçimde arttığı görülüyor.

Bu gelişmenin Türkiye açısından en önemli sonuçlarından biri enerji arz güvenliği bakımından ortaya çıkmaktadır.

Enerji ihtiyacının karşılanmasında yerli kaynakların payı yükseldikçe dış kaynaklara ve uluslararası enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı kırılganlık da azalabilir.

Türkiye gibi enerji talebi ekonomik büyüme ve nüfus artışıyla birlikte yükselen bir ülke açısından bu durum özel bir önem taşımaktadır.

Yerli ve yenilenebilir kaynaklardan daha fazla elektrik üretilmesi, enerji arzının çeşitlendirilmesine katkı sağlarken dışarıdan temin edilen enerji kaynaklarının oluşturduğu maliyet baskısının azaltılması bakımından da stratejik bir imkân doğurmakta.

Güneş ve rüzgâr enerjisinde sahip olduğumuz doğal avantaj da göz önünde bulundurulmalıdır. Ülkemiz geniş bir coğrafyaya, farklı iklim kuşaklarına ve yüksek güneşlenme potansiyeline sahip. Rüzgâr bakımından da özellikle belirli bölgelerde önemli bir üretim potansiyeli bulunmakta.

Bu kaynakların temel özelliği yakıt maliyetinin bulunmamasıdır. Bir güneş santrali elektrik üretirken güneş ışığını, bir rüzgâr santrali ise rüzgârın kinetik enerjisini kullanmaktadır.

Dolayısıyla santral kurulduktan sonra üretimin temel girdisi olan enerji kaynağının uluslararası piyasalardan satın alınması gerekmemektedir. Bu özellik yenilenebilir enerji yatırımlarını uzun vadeli enerji maliyetleri bakımından önemli hale getirmektedir.

Türkiye’nin 2026 verileri bu dönüşümün elektrik üretim kompozisyonuna etkisini de açık biçimde göstermektedir.

Yılın ilk sekiz ayında yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin toplam üretim içindeki payı yüzde 60,3’e ulaşmış ve yenilenebilir kaynaklardan 149,8 milyar kilovatsaat elektrik üretildi.

Yerli kaynaklardan yapılan üretimin payı ise yüzde 73,2 olarak gerçekleşmiş, toplam yerli kaynaklı üretim 181,8 milyar kilovatsaate ulaşmış durumda.

Bu oranlar, Türkiye’nin elektrik üretim sisteminde yerli ve yenilenebilir kaynakların giderek daha belirleyici bir konuma geldiğine işaret etmekte.

Bu noktada yenilenebilir enerji ile enerji bağımsızlığı arasındaki ilişkiyi doğru kurmak gerekir.

Güneş ve rüzgâr kapasitesinin artması, Türkiye’nin enerji alanındaki bütün dış bağımlılıklarını ortadan kaldırdığı anlamına gelmez.

Elektrik üretiminin yanında ulaşım, sanayi, ısınma ve diğer sektörlerde kullanılan enerji kaynaklarının yapısı da önem taşıyor.

Ancak elektrik üretiminde yerli ve yenilenebilir kaynakların ağırlığının artması, enerji sisteminin dış şoklara karşı dayanıklılığını yükselten önemli bir unsurdur.

Bu nedenledir ki güneş ve rüzgâr yatırımları daha geniş bir enerji güvenliği stratejisinin temel bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmelidir.

Enerji dönüşümünün ekonomik boyutu da en az arz güvenliği kadar önemli. Yenilenebilir enerji yatırımları yeni santrallerin kurulmasından ibaret değil.

Bu alan mühendislik, ekipman üretimi, bakım ve işletme, yazılım, şebeke teknolojileri, enerji depolama ve finansman gibi çok sayıda sektörü harekete geçirmekte.

Türkiye’nin güneş ve rüzgâr alanındaki kapasitesini artırması uzun vadede yerli teknoloji ve üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesi için de bir zemin oluşturabilir.

Enerji dönüşümünün ekonomik açıdan kalıcı bir kazanıma dönüşmesi üretim kapasitesinin yanında teknoloji geliştirme ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesine bağlı olacaktır.

Bununla birlikte güneş ve rüzgâr enerjisindeki yükselişin beraberinde getirdiği teknik meseleleri de göz ardı etmemek gerekir. Güneş enerjisinde üretim günün belirli saatlerinde yoğunlaşırken, rüzgâr üretimi meteorolojik koşullara bağlı olarak değişebilmekte.

Bu nedenle yenilenebilir kaynakların elektrik sistemindeki payı yükseldikçe şebekenin esnekliği daha büyük önem kazanıyor.

Elektrik depolama sistemleri, güçlü iletim altyapısı, akıllı şebekeler, talep tarafı yönetimi ve gelişmiş enerji yönetim teknolojileri, yüksek yenilenebilir enerji penetrasyonunun sürdürülebilirliği bakımından kritik hale gelmekte.

Dolayısıyla Türkiye açısından bundan sonraki aşamanın meselesi daha fazla güneş paneli ve daha fazla rüzgâr türbini kurmaktan ibaret değil.

Esas mesele artan üretim kapasitesini elektrik sisteminin bütünlüğü içerisinde verimli biçimde kullanabilmektir.

Üretim ile tüketimin farklı zamanlarda gerçekleşmesi şebeke yatırımlarının üretim yatırımlarıyla eşgüdümlü yürütülmesini gerektirmekte. Enerji depolama kapasitesinin geliştirilmesi de bu noktada özel bir önem taşımaktadır.

Güneşli veya rüzgârlı saatlerde üretilen fazla elektriğin depolanarak talebin yükseldiği dönemlerde kullanılabilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının sistem içerisindeki etkinliğini artıracaktır.

Son söz Cumhurbaşkanı Erdoğan her zaman enerji bağımsızlığına vurgu yapıyor, çalışkan ve başarılı Bakan Alparslan Bayraktar nokta atışı hedefe ulaşıyor. İşin özü şu Türkiye’de sessiz sedasız çok iyi şeyler gerçekleştirilor…''

Son Haberler

BIFED 2026 Sona Erdi

12.10.2026 - 15:50

Dünyada İlk: Nadir Hastalıklar İçin Bilim Dünyası İstanbul'da Buluştu

12.10.2026 - 15:49

Güneş ve Rüzgârda Üretim Rekoru

12.10.2026 - 15:48

Race to Belek Heyecanı Sona Erdi

12.10.2026 - 15:30

Yapay Zekâ Çocuklarımızın Ruh Sağlığını Zehirliyor mu?

12.10.2026 - 15:26

23. Türkiye Kuş Konferansı ‘Göçmen Kuşlar’ Temasıyla İstanbul’da Düzenlendi

12.10.2026 - 15:22

Türkiye, enerji yatırımlarını ve uluslararası bağlantılarını artırıyor

12.10.2026 - 14:34

TCMB’den Parakolay’ın Faaliyet İznine İptal Kararı

12.10.2026 - 13:46

TBMM’nin Gündeminde Türk Kızılay Kanunu Teklifi Var

12.10.2026 - 13:22

54 İlde İhracat Artışı: 28 İl 1 Milyar Doları Aştı

12.10.2026 - 13:16
Son Makaleler

Onların Sessiz Çığlıklarına Kulak Verelim

Değişen Dengeler ve Stratejik Zorunluluk

8 Mart'ta Kutlayacak Ne Var?

Kategoriler
Bilim Dünya Eğitim Ekonomi Gezi Gündem Kültür & Sanat Magazin Sağlık Siyaset Sponsor İçerik Spor Teknoloji Yaşam Yerel