Türk savunma sanayiinin lider kuruluşlarından ROKETSAN, dikkat çekici bir başarıya imza attı. Şirket, sosyal medya hesapları üzerinden paylaştığı görüntülerle, 'Asimetrik Tehditlere Karşı Caydırıcı Güç' olarak nitelendirdiği CİRİT ANTİ-İHA füzesinin başarılı test atışını duyurdu. PUSU Silah Sistemi üzerinden gerçekleştirilen bu atışta, hava hedefine tam isabetle ulaşıldığı belirtildi. Günümüzün en büyük tehditlerinden biri olan insansız hava araçlarına karşı geliştirilen bu yerli çözüm, Türkiye'nin savunma kapasitesini güçlendiriyor ve geleceğin muharebe alanlarına yönelik kritik bir adımı temsil ediyor. ROKETSAN'ın bu yenilikçi adımı, hem ulusal güvenliğimiz hem de teknolojik bağımsızlığımız açısından büyük önem taşıyor.

ROKETSAN, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Asimetrik Tehditlere Karşı Caydırıcı Güç: CİRİT ANTİ-İHA” mesajıyla yeni test görüntülerini kamuoyuyla paylaştı.

Paylaşımda PUSU Silah Sistemi üzerinden hava hedefine yönelik gerçekleştirilen atışta, CİRİT ANTİ-İHA Füzesi’nin hedefi başarıyla vurduğu belirtildi.

Akıllı mühimmatların mobil platformlarla entegre edildiğinin vurgulandığı açıklamada, her türlü tehdide karşı yeni çözümler geliştirmeye devam edildiği ifade edildi.

 

https://twitter.com/roketsan/status/2054819010311553186

ROKETSAN, savunma sanayii alanındaki yenilikçi çalışmalarına bir yenisini ekleyerek CİRİT ANTİ-İHA füzesiyle gerçekleştirilen başarılı test atışını kamuoyuyla paylaştı. Şirketin sosyal medya üzerinden yaptığı duyuruda, PUSU Silah Sistemi entegrasyonuyla hava hedefine yönelik gerçekleştirilen atışta CİRİT ANTİ-İHA füzesinin hedefi tam isabetle vurduğu vurgulandı. Bu başarı, özellikle insansız hava araçları (İHA) ve diğer asimetrik tehditlere karşı geliştirilen yerli ve milli savunma çözümlerinin etkinliğini bir kez daha gözler önüne serdi. ROKETSAN, akıllı mühimmatların mobil platformlarla entegrasyonu konusunda attığı adımlarla, her türlü tehdide karşı sürdürülebilir ve caydırıcı çözümler geliştirmeye devam edeceğinin altını çizdi. Bu test atışı, Türkiye'nin savunma kapasitesini artıran ve gelecekteki güvenlik ihtiyaçlarına yönelik stratejik öneme sahip bir gelişme olarak kaydedildi.