Küresel rekabetin her geçen gün arttığı ve teknolojik dönüşümün hız kesmediği bir dönemde, Türkiye ekonomisi kritik bir eşiği aşmanın eşiğinde. Ülkemizin yüksek katma değerli ürün ihracatında kaydettiği tarihi yükseliş, tüm dikkatleri üzerine çekiyor. 2025 yılında orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının tam 112 milyar dolara ulaşması, bu alandaki kararlı adımların somut bir göstergesi oldu. Peki, bu çarpıcı artışın arkasındaki sır ne? Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı bu başarıda hangi stratejiler ve destek mekanizmaları etkili oldu? Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi gibi programlardan Ar-Ge ve inovasyon desteklerine kadar uzanan geniş yelpazedeki bu çalışmalar, Türkiye'nin gelecekteki küresel konumunu nasıl şekillendirecek? Bu haberimizde, yüksek teknoloji ihracatındaki bu dikkat çekici yükselişin tüm detaylarını mercek altına alıyor, gelecek hedeflerini ve atılacak adımları analiz ediyoruz.

Küresel ölçekte artan rekabet ve hızlanan teknolojik dönüşüm süreci kapsamında Türkiye, ekonominin teknoloji düzeyini yükseltmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

Bu doğrultuda, 2025 yılında orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 10,8 artışla 112 milyar dolara yükseldi. Söz konusu ürünlerin toplam imalat sanayi ihracatı içindeki payı ise yüzde 43,5 olarak gerçekleşti.

Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre son 23 yılda elde edilen kazanımların daha da ileri taşınması hedeflenirken, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi (HAMLE) Programı, Yatırım Taahhütlü Avans Kredileri (YTAK), HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ve savunma sanayisindeki atılımların bu artışta önemli rol oynadığı belirtildi.

Bakanlık, teknolojik kapasitenin güçlendirilmesi amacıyla Ar-Ge ve inovasyon odaklı üretimi destekleyen tasarım, markalaşma, Turquality ve Ur-Ge projelerine yönelik desteklerini sürdürürken, Ayrıca Küresel Tedarik Zinciri Yetkinlik Proje Desteği, Yeşil Mutabakata Uyum (Responsible®) Programı, fuar ve pazara giriş destekleri ile e-ihracat uygulamalarıyla özellikle KOBİ’lerin ihracatta daha etkin rol alması hedefledi.

Açıklamada, söz konusu destek mekanizmalarıyla Türkiye’nin yüksek katma değerli ve teknoloji odaklı ihracatının önümüzdeki dönemde daha da artacağı vurgulandı.

Sonuç olarak, Türkiye'nin 2025 yılında orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatında ulaştığı 112 milyar dolarlık rakam, ülkenin ekonomik dönüşüm ve teknolojik kapasite artırma hedeflerinde ne denli önemli bir yol kat ettiğini gözler önüne seriyor. Yüzde 10,8'lik bu büyüme, sadece bir sayısal başarı değil, aynı zamanda Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredileri (YTAK) ve HIT-30 gibi kritik programlar ile savunma sanayisindeki atılımların birleşimiyle elde edilmiş stratejik bir zaferdir. Ticaret Bakanlığı'nın Ar-Ge, inovasyon, tasarım, markalaşma ve e-ihracat gibi alanlardaki kapsamlı destekleri, özellikle KOBİ'lerin bu süreçteki etkinliğini artırmayı hedeflemektedir. Küresel Tedarik Zinciri Yetkinlik Projeleri ve Yeşil Mutabakata Uyum Programları gibi adımlar ise, Türkiye'nin hem uluslararası rekabet gücünü artıracak hem de sürdürülebilir bir büyüme modelini benimsemesine katkı sağlayacaktır. Önümüzdeki dönemde bu destek mekanizmaları sayesinde yüksek katma değerli ve teknoloji odaklı ihracatın daha da ivme kazanması beklenirken, Türkiye'nin küresel ekonomideki yerini güçlendirme yolundaki kararlılığı pekişmektedir.