30 Ekim 2026 Cuma
DOLAR 49.95 ₺
EURO 55.96 ₺
STERLIN 67.08 ₺
G.ALTIN 6,410.40 ₺
BTC 80,174.32 $
ETH 2,325.03 $
BİST 0.00

    Dijitalleşme Hafızayı Değil, Önce Dikkati Vuruyor!

    Yaşam 0
    Yayınlama: Kaynak: Kapsül Haber Ajansı

    Dijitalleşme Hafızayı Değil, Önce Dikkati Vuruyor!

    Dijital çağda görülen unutkanlıkların önemli bir bölümünün doğrudan hafıza kaybından değil, dikkat sorunlarından kaynaklandığını söyleyen Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital demansın klinik anlamdaki demansla karıştırılmaması gerektiğinin altını çizerek, “Dijital demans denilmesi demans tanımını, klinik tanıyı almıyor ama hafızayı bozduğu…” değerlendirmesinde bulundu.

    Prof. Dr. Tarhan, “Dijitalleşmenin verdiği en büyük zararlardan biri dikkatimizi bozması ve insana ‘multi-tasking’ yaptırması. Aynı anda çok şeylerle ilgileniyorum zannediyor fakat hiçbirinden bir şey öğrenemiyor, verim alamıyor.” dedi.

    Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital demans konusunu değerlendirdi.

    “Dijital demans kitabi bir tanım değil ama gerçek payı var”

    “Dijital demans” ifadesinin tıbbi bir tanı olmadığını söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kavramın dijital dünyanın hafızaya yönelik etkisini çarpıcı biçimde anlatmak için kullanılan bir metafor olduğunu belirtti.

    Prof. Dr. Tarhan, “Kitaplara girmemiş bir tanım aslında. Bir metafor yapılmak istenmiş orada. Dijitalin insan hafızasına yaptığı olumsuz etkileri çarpıcı hale getirmek için biraz abartılı bir tabir. Kitabi bir tabir değil bu ama gerçek payı da şöyle var; dijitalleşme ciddi şekilde insanda hafıza erozyonu yapıyor. En çok da çocuklarda.” dedi.

    “Dijital cihazlar yedek beyin gibi kullanılıyor”

    Dijitalleşmeyle birlikte insanların bilgiyi öğrenmekten çok, bilgiye nereden ulaşacağını hatırlamaya yöneldiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Dijital dünyayı bir yedek beyin gibi tutuyor. Yedek beyin gibi tutunca da beynin derin anlamlı kayıtlar yapan, derin öğrenme yapan alanlarını kullanmıyor. ‘Nasılsa yedek beyin var, oraya sorarım’ diyor. Sadece neyi nerede bulacağına odaklanan insan beyni etkileniyor.” diye konuştu.

    Kes-yapıştır bilgi derin öğrenme sağlamıyor

    Bilgiyi sadece bulmanın yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, insan beynini geliştiren temel unsurun bilgiyi anlamlandırmak, yorumlamak ve yeniden ifade etmek olduğunu söyledi.

    “Okur, yazar, çıkarır, yapıştırır, keser, yapıştırır ama anlam üretme, yeni yorumlar yapma, yeni bir bilgi inşa etme konusunda derin düşünmeyi yapmazsa kişi burada zorlanıyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “İnsan beynini en çok geliştiren şey yeni deneyimlemelere açık olması ve yeni şeyler öğrenmesi ama bunu kendi yorumunu kattığı zaman öğreniyor insan. Trafik polisi gibi bilgileri gönderip aktardığı zaman beyin bir şey öğrenmiyor. Öğrenebilmesi için muhakkak anlayıp, yorumlayıp, anlatmak gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

    “Yapay zekânın hâlâ önemli sınırlılıkları var”

    Yapay zekânın bilgiye ulaşmada önemli kolaylıklar sağladığını ancak insanın düşünme ve değerlendirme süreçlerinin yerine tamamen geçemeyeceğini ifade eden Tarhan, yapay zekâ kullanımında etik ve kişisel veriler açısından da dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

    Prof. Dr. Tarhan, yapay zekâ algoritmalarının şeffaflığı ve dijital izler konusunda önemli tartışmalar bulunduğunu belirterek, dijitalleşmenin insanların özel dünyasına daha fazla nüfuz ettiğini ve yüzeysel ilişkileri artırırken derin ilişkileri zayıflatabildiğini ifade etti.

    “Dijital demans klinik bir demans değil”

    Dijital demansın klinik anlamdaki demansla karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Tarhan, “Dijital demans denilmesi demans tanımını, klinik tanıyı almıyor ama hafızayı bozduğu…” değerlendirmesinde bulundu.

    Özellikle yoğun dijital maruziyetin sosyal iletişim becerileri üzerinde de etkili olabileceğini söyleyen Tarhan, teknolojide son derece başarılı olduğu halde yüz yüze iletişim kurmakta ve sosyal ilişki geliştirmekte zorlanan gençlere rastlanabildiğini ifade etti.

    “Beyin ‘kullan, kaybet’ kuralına göre çalışıyor”

    Dijital cihazların hafıza işlevlerini üstlenmesinin insanların bazı bilgileri hatırlama ihtiyacını azaltabildiğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Cep telefonu olmadığı zaman kendi numarasını bile bazen unuttuğu oluyor insanın. Beyin ‘kullan, kaybet’ kuralına göre çalışıyor. Kullanmadığınız bilgiler beyinde uzak belleğe gidiyor.” dedi.

    Dijital teknolojinin doğru kullanılması halinde yararlı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tarhan, “Amacı olan, amacına yönelik paylaşımlar yapan, amacına yönelik sorgulamalar yapan, dijital dünyayı haz ve eğlence için değil de amacını desteklemek için kullanırsa dijital dünyanın kendisi zarar vermez, belleği bozmaz. Onun yanlış kullanımı bozar.” şeklinde konuştu.

    “Teknoloji amacı olmayan insanı esir alır”

    Prof. Dr. Tarhan, teknoloji karşıtlığının doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayarak, “Teknoloji bizzat tarafsızdır. İyi amaçla, amacı olan bir kimseye yardım eder, araç olur. Hayatını kolaylaştırır ama amacı olmayan bir kimseyi esir alır, köleleştirir.” ifadesinde bulundu.

    Algoritmalar insanın zaaflarını öğreniyor

    Dijital platformların kullanıcıların ilgi alanlarını analiz ederek kişiselleştirilmiş içerikler sunduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bunun insan davranışını yönlendirme potansiyeline dikkat çekerek, “Önümüze girdiğimiz konular, anahtar kelimeler giriyorsa o videolar yahut görseller bize geliyor. Burada bir nevi kişiye özel robot geliştirmiş oluyorlar. Bu bizim zaaflarımızı kullanıyor.” ifadelerini kullandı.

    Dikkat süresi giderek kısalıyor

    Sürekli kaydırmaya dayalı sosyal medya kullanımının dikkat üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Scrolling, kaydırma var ya; dikkati…” diyerek dijital içeriklerin hızlı tüketiminin odaklanmayı zorlaştırdığını ifade etti.

    Tarhan, geçmişte sınıfta öğrencilerin dikkatinin yaklaşık 14-15 dakika sonra dağılabildiğini, bugün ise bunun bazı durumlarda 3-4 dakikaya kadar gerileyebildiğini söyledi.

    Ailelere “dijital detoks” önerisi

    Dijital kullanımın aile içinde de ortak kurallarla düzenlenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bir ailede haftanın belli bir günü ‘dijital detoks’ yapmayı öneriyoruz. Herkes telefonu bırakacak, beraber bir saat iki saat kitap okuyacak.” dedi.

    “Yatıp uykuya geçmeden önce elinde kaydırmalar yaparak bakıyorsan uyku gelmez bir türlü.” diyen Prof. Dr. Tarhan, uyku öncesinde dijital cihazların bırakılması gerektiğini ifade etti.

    Dijitalleşmenin yaşamı kolaylaştıran ve hızlandıran çok önemli imkânlar sunduğunun altını çizen Tarhan, doğru kullanımın belirleyici olduğunu vurgulayarak, “Dijitalleşme hayatımıza birçok şey kattı ama doğru kullanıyorsak hayatımızı kolaylaştırıyor, hızlandırıyor. Yanlış kullanıyorsak en çok zarar da insanın ruh sağlığına var; insanı olumsuz etkiliyor.” dedi.

    “Dijitalleşme küresel bir tehdit”

    Dijital bağımlılığın çocuklarda okul reddi ve yemek reddi gibi ciddi davranışsal sorunlara kadar ilerleyebildiğini belirten Tarhan, “Dijitalleşme küresel bir tehdit.” değerlendirmesinde bulundu.

    Yoğun dijital kullanımın en önemli sonuçlarından birinin derin odaklanma becerisindeki gerileme olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Kesinlikle zarar görüyor. Derin odaklanma kaybının olması bir insanın hayatındaki en büyük öğrenme yetisinin kaybolması demektir.” dedi.

    İnsanın yaptığı işe tamamen yoğunlaşmasını ifade eden “akış duygusu”nun psikolojik sağlamlık açısından da önemli olduğunu kaydeden Tarhan, uzun süre bir işe yoğunlaşamayan beynin sürekli kısa süreli hazlara yöneldiğini söyledi.

    “Demans değil, hafıza erozyonu diyelim”

    Dijital kullanımın neden olduğu unutkanlığın demansla karıştırılmaması gerektiğini belirten Tarhan, dijital cihazların “yedek bellek” gibi kullanılmasının bilgilerin zihne kaydedilmesini azaltabildiğini söyledi.

    “İnsan dijital dünyayı yedek bellek gibi görüyor. Bilgiyi beyne kaydetmeye değil, nereden bulacağına odaklı hafızasını kullanıyor.” diyen Tarhan, cihaz yanında olmadığında kişinin bilgiye erişmekte zorlanabildiğini kaydetti.

    Tarhan, “Demans değil; demans bir bunama hastalığıdır. Ama dijitalleşmenin hafıza erozyonu yaptığını söyleyebiliriz.” dedi.

    “Genellikle bunlar ‘dikkate sekonder’ dediğimiz unutkanlıklar.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Kişi odaklanma zorluğu yaşadığı zaman bunu unutkanlık zannediyor. Halbuki beyin odaklanıp bilgiyi kaydetmiyor.” ifadelerini kullandı.

    “Multi-tasking derin öğrenmeyi engelliyor”

    Prof. Dr. Tarhan, “Dijitalleşmenin verdiği en büyük zararlardan biri dikkatimizi bozması ve insana ‘multi-tasking’ yaptırması. Aynı anda çok şeylerle ilgileniyorum zannediyor fakat hiçbirinden bir şey öğrenemiyor, verim alamıyor.” dedi.

    Bilginin kalıcı hale gelmesi için dikkatin belli bir süre tek bir noktada toplanması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Derin öğrenmek için belli bir süre odaklanıp izole olmak gerekiyor. Böyle olduğunda beyin kimyasal kayıt yapıyor. Öbür türlü yapılan kayıt elektriksel kalıyor, kuma yazılmış gibi siliniyor. Derin öğrenmede ise taşa yazılmış gibi kalıcı oluyor.” ifadelerini kullandı.

    “Muhakemeyi de dijital dünyaya yaptırırsak zihinsel körelme olur”

    Aklın en temel özelliklerinden birinin farklı bilgiler arasında bağlantı kurmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, dijital sistemlerin insan adına sürekli bağlantı kurması ve yorum yapmasının muhakeme becerileri üzerinde etkili olabileceğini belirtti.

    Prof. Dr. Tarhan, “Aklımız bir olayla başka bir olay arasında bağlantı kurup yeni bir yorum yapmayı gerektiriyor. Hep bu bağlantı kurmayı da dijital dünyaya yaptırdığın zaman muhakeme bozuluyor.” dedi.

    Mantıksal, duygusal ve sosyal muhakemenin farklı zihinsel süreçler olduğunu kaydeden Tarhan, “Bağlantı kuramadığı için kişide zihinsel tembelleşme ve körelme oluyor.” ifadelerini kullandı.

    Çocukların dijital ortamda sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmasının da önemsenmesi gerektiğini belirten Tarhan, çocukların özellikle küçük yaşlarda gördükleri içerikle gerçeklik arasındaki ayrımı yetişkinler kadar kolay yapamayabileceğini söyledi.

    Yapay zekâyla yapılan ödevlerde elle yazma yöntemi

    Öğrencilerin yapay zekâyı ödevlerde kullanmasının eğitimciler açısından yeni yöntemler geliştirmeyi gerekli hale getirdiğini belirten Tarhan, bazı öğretim üyelerinin öğrencilere ödevleri elle yazdırmaya başladığını söyledi.

    Tarhan, “Yapay zekâdan bakıp elle de yazabilir ama sonuçta yazmanın yine bir kazanımı olur. Yazmayı geliştirir.” diyerek teknolojiyi bütünüyle yasaklamak yerine öğrenme sürecine nasıl entegre edileceğinin tartışılması gerektiğini sözlerine ekledi.

    Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

    BENZER HABER
    İlk Yorumu Sen Yaz
    code