Elektrikli araç piyasasında beklenen patlama yavaşlıyor mu? EY Mobilite Tüketici Endeksi’nin son raporu, küresel elektrikli araç satışlarında dikkat çekici bir düşüş ve içten yanmalı motorlu araçlara yeniden yönelim olduğunu gözler önüne seriyor. Tüketicilerin menzil kaygısı, yetersiz şarj altyapısı ve yüksek batarya maliyetleri gibi endişeleri, elektrikli araç sahipliğini yeniden sorgulatıyor. CES 2026 fuarında ileri teknoloji EV modellerine gösterilen yoğun ilgiye rağmen, bu ilginin satışlara aynı oranda yansımaması sektör için önemli sinyaller veriyor. Gelecekte elektrikli araçların yaygınlaşması için menzil ve şarj altyapısı sorunlarının acilen çözülmesi gerektiği vurgulanıyor, aksi takdirde dönüşüm ivmesi kaybetme riski taşıyor.
EY Mobilite Tüketici Endeksi’nin yeni sayısına göre; 2025 yılında küresel ölçekte elektrikli araç satışları azalırken, içten yanmalı motorlu araçlara yönelim yeniden güç kazanıyor. Araştırma, elektrikli araçların geleceğini belirleyecek en kritik unsurların ise menzil ve şarj altyapısındaki gelişmeler olduğunu ortaya koyuyor. Diğer yandan CES 2026, dünyaca ünlü otomotiv markalarının ileri teknolojiyle donatılmış elektrikli araçlarına yönelik ilginin devam ettiğini gözler önüne sererken, tüketici tarafında elektrikli araçlara yönelik temkinli yaklaşım sürüyor.
Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY’ın küresel otomotiv pazarlarında tüketici eğilimlerini analiz ettiği Mobilite Tüketici Endeksi’nin yeni sayısı, dünya çapında elektrikli araç satışlarında bir yavaşlamaya işaret ediyor. Endekse göre; tüketicilerin önemli bir bölümü içten yanmalı motorlu araçlara (ICE) yönelirken, tüketiciler elektrikli araç sahipliğini de yeniden değerlendiriyor. Araştırmaya göre tüketiciler; menzil kaygısı, şarj altyapısındaki yetersizlikler, yüksek batarya maliyetleri ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle elektrikli araçlara sahip olma düşüncelerini yeniden gözden geçiriyor. Bununla birlikte; ABD’de her yıl düzenlenen tüketici elektroniği fuarı CES 2026, yeni nesil elektrikli araç modellerine gösterilen büyük ilgiyi gözler önüne serdi. Ancak, otomotiv sektörüne yön veren dünyaca ünlü markaların elektrikli modellerinin fuarda öne çıkmasına rağmen, bu ilginin satışlara aynı ölçüde yansımadığı görülüyor.
Otomobil tüketicilerinin önemli bir kısmı, içten yanmalı motorlu araçlara yöneliyor
Endeks sonuçları, tüketici tercihlerinde net bir değişimi ortaya koyuyor. Buna göre; küresel otomobil tüketicilerinin yarısı (%50’si) önümüzdeki 24 ay içinde içten yanmalı motora sahip araç satın almayı planlıyor. Elektrikli araç (EV) tercihinin %14’e, hibrit seçeneğinin ise %16’ya gerilediği görülüyor. Aynı zamanda; potansiyel EV alıcılarının %51’i satın alım planlarında değişiklik olmadığını belirtirken, %36’sı jeopolitik gelişmeler nedeniyle satın alma kararını ertelediğini veya yeniden değerlendirdiğini belirtirken bataryalı elektrikli araç (BEV) satın alma talebinin tüm büyük pazarlarda gerilediği görülüyor. ABD’de teşvik politikalarındaki değişimler ve emisyon hedeflerindeki revizyonlar da bu eğilimleri etkiliyor. Aynı zamanda büyük çaplı otomobil üreticileri, tüketici talebindeki değişime yanıt olarak içten yanmalı motorlu araçlara (ICE) ve hibrit modellere yeniden ağırlık veriyor.
Menzil ve şarj altyapısı endişesi, elektrikli araç satın alımında en büyük engeller arasında yer alıyor
Endekse göre; tüketicilerin %29’u menzil kaygısını, %28’i ise yetersiz şarj altyapısı ve yüksek batarya değişim maliyetlerini elektrikli araçlara geçişin önündeki temel engeller olarak görüyor. Mevcut BEV sahiplerinin %32’si de menzil konusunda endişe taşıyor. Şarj deneyiminde öne çıkan sorunlar ise istasyon bulma zorluğu (%39), uzun bekleme süreleri (%37) ve yüksek şarj maliyetleri (%32) olarak sıralanıyor. Bununla birlikte; potansiyel BEV alıcılarının üçte biri, araçtan şebekeye enerji aktarımı gibi yeni çözümlere açık olduğunu belirtiyor.
Bağlantılı ve otonom özelliklerde güvenlik öncelikli hale geliyor
Endeks sonuçlarına göre otomobil tüketicileri; bağlantılı araç teknolojilerine ilgi gösteriyor ancak öncelikler güvenlik, navigasyon, bakım ve araç sağlığı hizmetleri etrafında şekilleniyor. Konfor, eğlence ve ileri seviye otonomi ise bu temel beklentilerin gerisinde kalıyor. Anket katılımcılarının %39’u bağlantılı hizmetlerin yüksek maliyetini önemli bir engel olarak değerlendirirken, %60’ı düşük otomasyon seviyeleriyle kendini daha rahat hissediyor. Seviye 3 ve üzeri otonomiyi konforlu bulanların oranının ise yalnızca %26 olduğu görülüyor.
Satın alma sürecinde bayiler hâlâ belirleyici bir konumda yer alıyor
Endeks sonuçlarında dikkat çeken bir başka verinin de bayiliğe verilen önemin olduğu görülüyor. Dijitalleşmenin artmasına rağmen bayiler, araç satın alma sürecinde hâlâ kritik bir rol oynuyor. Otomobil tüketicilerinin önemli bir kesimi (%41’i), hâlâ satın alma işlemini fiziki olarak tamamlamayı tercih ediyor. Geçen seneki endeks verilerinde bu oran %61 idi. Ayrıca elektrikli araç satın almayı düşünen tüketiciler, özellikle şarj altyapısı, batarya ömrü ve yeni teknolojiler konusunda daha fazla rehberlik ihtiyacı duymaları nedeniyle bayi etkileşimine daha fazla önem veriyor.
EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, İleri Üretim ve Mobilite Sektör Lideri Arda Karaçelebi, endeks sonuçlarıyla ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Elektrikli araçlar, önemli bir dönüşüm eşiğinde bulunuyor. CES 2026’da elektrikli araçların öne çıkmasına rağmen tüketici tercihleri, karar süreçlerinde hâlâ güven ve ekonomik dengelerin belirleyici olduğunu gösteriyor. EY Mobilite Tüketici Endeksi’ne göre; şarj altyapısının yaygınlaşması, servis ağlarının güçlenmesi ve ikinci el değerine ilişkin netliğin artması, elektrikli araçlara olan güveni hızla artıracak temel unsurlar arasında yer alıyor. Tüketiciler bugün farklı teknolojileri karşılaştırarak daha bilinçli tercihler yapıyor; bu da tek tip bir yaklaşım yerine, farklı ihtiyaçlara hitap eden güç aktarma çözümlerinin önemini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde yazılım tanımlı araçlar, bağlantılı özellikler ve gelişmiş sürücü destek sistemleri; güvenliği artıran, daha kişiselleştirilmiş ve katma değerli bir kullanıcı deneyimi sunarak tüketici kararlarında daha belirleyici hale gelecek. Bence dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da bağlantılı araç teknolojisi ile elektrikli araç teknolojilerinin hemen hemen aynı zamanlarda artan bir trend yakalaması nedeniyle aslında birbirinden bağımsız olarak hareket edebilecek iki teknolojinin trend ve algı olarak birbirini besleyerek güçlendirmesi. Ancak bu trendlerin yakın zamanda biraz ayrışacağını ve otonom teknolojilerinin elektrikten bağımsız güçlü bir trend olarak takip edileceğini düşünüyoruz.”
Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı
EY Mobilite Tüketici Endeksi'nin son sayısı, küresel elektrikli araç pazarında kritik bir dönemece işaret ediyor. Araştırma, 2025'te elektrikli araç satışlarının yavaşlayarak içten yanmalı motorlu araçlara yönelimin güçleneceğini gösteriyor. Tüketicilerin menzil kaygısı, yetersiz şarj altyapısı, yüksek batarya maliyetleri ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle elektrikli araç alım kararlarını yeniden değerlendirdiği belirtiliyor. CES 2026'da sergilenen yeni nesil elektrikli araçlara olan ilgiye rağmen, bu durumun satışlara aynı ölçüde yansımaması, sektördeki temkinli duruşu pekiştiriyor. Otomobil tüketicilerinin %50'si önümüzdeki 24 ay içinde içten yanmalı motorlu araç almayı planlarken, elektrikli araç tercihi %14'e gerilemiş durumda. Şarj istasyonu bulma zorluğu, uzun bekleme süreleri ve yüksek maliyetler, mevcut BEV sahipleri için bile önemli sorunlar yaratıyor. Bağlantılı ve otonom araç özelliklerinde ise tüketicilerin güvenlik, navigasyon ve bakım hizmetlerine öncelik verdiği, ileri otonomiye mesafeli durduğu görülüyor. Dijitalleşmeye rağmen, bayilerin araç satın alma sürecindeki kritik rolü devam ediyor, özellikle elektrikli araç alıcıları teknoloji ve altyapı hakkında daha fazla rehberliğe ihtiyaç duyuyor. EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı Arda Karaçelebi, elektrikli araçların dönüşüm eşiğinde olduğunu belirterek, şarj altyapısının yaygınlaşması, servis ağlarının güçlenmesi ve ikinci el değerine ilişkin netliğin artmasının tüketici güvenini artıracağını vurguladı. Karaçelebi, yazılım tanımlı araçlar ve gelişmiş sürücü destek sistemlerinin güvenliği artırarak kişiselleştirilmiş bir deneyim sunacağını ve otonom teknolojilerin elektrikli araçlardan bağımsız bir trend olarak güçleneceğini öngörüyor.