Türkiye'yi derinden sarsan ve büyük acılara boğan depremlerin üzerinden üç yıl geçti. Bu zorlu sürecin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, milletimize verdiği sözü tutarak, yıkıma uğrayan şehirleri kısa sürede yeniden inşa ettiklerini açıkladı. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anarken, onların hatıralarını yaşatmanın ve emanetlerine sahip çıkmanın en iyi yolunun bu çalışmalar olduğunu vurguladı. Afet bölgelerindeki bu hızlı ve kapsamlı dönüşüm, Türkiye'nin afetlere karşı direncini ve toparlanma gücünü bir kez daha kanıtladı. Peki, bu devasa imar ve ihya süreci nasıl başarıyla tamamlandı ve depremzedeler için yeni bir başlangıç nasıl yapıldı?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3 Şubat 2026 paylaşımında, üç yıl önce Türkiye’yi sarsan iki büyük depremde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle andı. Erdoğan, “Onların hatıralarını kalbimizde ve zihnimizde daima yaşatacağımıza, emanetlerine sahip çıkacağımıza ve depremde yıkılan şehirlerimizi tekrar ayağa kaldıracağımıza dair milletimize söz verdik” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu afetlerin ardından yürütülen çalışmalara ilişkin olarak, “Bugün Allah’ın izniyle bu işin altından kalktık, 3 yıl gibi kısa sürede şehirlerimizi yeniden imar ve ihya ettik. Sözümüzü tuttuk” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 3 Şubat 2026 tarihli paylaşımı, üç yıl önce yaşanan ve ülkeyi derinden etkileyen depremlerin ardından yürütülen kapsamlı yeniden inşa sürecinin başarısını gözler önüne serdi. Açıklamalarında, depremde yitirilen canların anısına verilen 'şehirleri tekrar ayağa kaldırma' sözünün tutulduğunu belirten Erdoğan, '3 yıl gibi kısa sürede şehirlerimizi yeniden imar ve ihya ettik' dedi. Bu ifadeler, devletin afetzedelere yönelik hızlı ve etkin müdahalesini, konut ve altyapı projelerindeki kararlılığını vurguluyor. Türkiye, bu süreçle birlikte, büyük felaketler karşısında sergilediği birlik ve beraberlik ruhuyla, yaralarını sarma ve geleceğe umutla bakma azmini tüm dünyaya göstermiştir. Deprem bölgelerinde hayatın normale dönmesi ve daha güvenli yaşam alanlarının oluşturulması, bu tarihi sürecin en somut kazanımı olmuştur.