12 Haziran 2026 Cuma
DOLAR 46.26 ₺
EURO 53.64 ₺
STERLIN 62.14 ₺
G.ALTIN 6,284.57 ₺
BTC 62,369.67 $
ETH 1,645.81 $
BİST 0.00

    Her İki Kişiden Biri Acile Koşuyor! Türkiye'nin Öz Bakım Karnesi Şok Edici Sonuçlarla Açıklandı

    Yaşam 29
    Yayınlama: 12 Haziran 2026 Cuma 10:53 Kaynak: Kapsül Haber Ajansı

    Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması, toplumun sağlık anlayışına dair çarpıcı gerçekleri ortaya koydu. Her iki kişiden biri basit sorunlar için bile acil servislere başvururken, eczacılar güvenilir bilgi kaynağı olmaya devam ediyor.

    Her İki Kişiden Biri Acile Koşuyor! Türkiye'nin Öz Bakım Karnesi Şok Edici Sonuçlarla Açıklandı

    Sağlık sistemi üzerindeki baskı her geçen gün artarken, bireylerin kendi sağlıklarını yönetme bilinci ne durumda? Haleon'un Ipsos Türkiye iş birliğiyle gerçekleştirdiği Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması, bu hayati sorunun cevabını çarpıcı verilerle ortaya koyuyor. Toplumun yarısının her sağlık sorununda acil servislere yöneldiği, ancak öz bakım kavramının hâlâ 'küçük adımlarla iyi hissetmek'ten öteye gidemediği gözler önüne seriliyor. Bu derinlemesine araştırma, dijital çağda sağlık bilgisine erişimden eczacıların 'onay filtresi' rolüne, en sık yaşanan rahatsızlıklardan takviye kullanım alışkanlıklarına kadar geniş bir yelpazede Türk halkının sağlık karnesini çıkarıyor. Türkiye'nin öz bakım profiline dair tüm detaylar ve geleceğe yönelik önemli çıkarımlar için yazımızın tamamını keşfedin!

    Sağlık sistemi üzerindeki talep artışı ve değişen tüketici trendleri, "öz bakım" pratiklerini her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Sağlık bilgisinde hekim ve eczacılar en güvenilir kaynaklar olmaya devam ederken, her iki kişiden biri sağlık bilgisine ulaşmak için yapay zekâ araçlarından faydalanıyor.

    Tüketici sağlığı alanında dünya lideri Haleon, insanların daha sağlıklı yaşayabilmelerine yardımcı olma amacıyla hareket ediyor. Haleon’a göre öz bakım; yalnızca hastalık dönemlerinde başvurulan çözümler ya da belirli ürünlerin kullanımı değil, bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlıklarını korumak, güçlendirmek ve günlük yaşamlarını daha sağlıklı sürdürebilmek için attıkları bilinçli adımların bütününü kapsıyor.

    Küresel çapta 200 milyar* sterline, Türkiye'de ise 1 milyar** sterline ulaşan tüketici sağlığı pazarında "öz bakım" giderek daha kritik bir kavram haline geliyor. Nüfusun yaşlanması, sağlık hizmetlerine erişimin değişen dinamikleri ve sistem üzerindeki artan yük, bireyleri kendi sağlıklarını daha çok yönetmeye yönlendiriyor. Haleon, bu dinamikleri anlamak için Ipsos Türkiye iş birliği ve Prof. Dr. Barkın Berk danışmanlığında yürüttüğü Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması'nın sonuçlarını açıkladı. Tüketiciler ve eczacılarla yapılan araştırma; öz bakımın Türkiye'de nasıl algılandığını, reçetesiz ve öz bakımı destekleyici ürünlerin kullanım alışkanlıklarını ve sağlık profesyonellerinin bu yolculuktaki belirleyici rolünü ortaya koyuyor.

    Öz bakım, “iyi hissetmek” için atılan küçük adımlarla sınırlı kalıyor

    Öz bakım kavramı tüketiciler tarafından çoğunlukla yorgunluk veya rahatsızlık baş gösterdiğinde devreye giren, tepkisel ve “daha iyi hissetmek için yapılan küçük şeyler” olarak algılanıyor. Konuya yaklaşım cinsiyetlere göre de farklılaşıyor; erkekler öz bakımı sistemin çökmesini önleyici bir bakım olarak görürken, kadınlar süreci duygusal ve zihinsel refahı da içeren bir geliştirme ve seviye atlatma aracı olarak değerlendiriyor.

    Öz bakım olarak değerlendirilen en temel eylemlerin başında sırasıyla ağız ve diş bakımı, cilt bakımı ve psikolojik iyi hali korumak geliyor. Bu odakları bakımlı görünmek ve fiziksel aktivite takip ediyor. Son 1 ay içinde en sık yapılan öz bakım davranışı günlük su tüketimine dikkat etmek olurken, bunu dengeli beslenmek, diş fırçalama dışındaki ağız ve diş bakım ürünlerini kullanmak, düzenli yürüyüş yapmak ve gıda takviyesi kullanmak izliyor. Toplumun ortalama uyku süresi 7 saat olarak ölçülürken kafa dağıtmak ve daha iyi hissetmek için en yaygın tercih edilen aktivite ise düzenli yürüyüş.

    Acil Servisler "Hızlı Çözüm Noktası" Olarak Görülüyor

    Öz bakım farkındalığındaki eksiklik, kamusal sağlık altyapısı üzerinde de doğrudan bir baskı yaratıyor. Toplumun yüzde 50'si şiddet seviyesi ne olursa olsun, her sağlık sorununda doğrudan acil servise başvurabileceğini belirtiyor. Semptomları birinci basamak sağlık hizmetleri veya doğru öz bakım adımlarıyla yönetmek yerine acil servislerin bir "hızlı çözüm noktası" olarak görülmesi, hastanelerin acil bölümlerinde ciddi bir yoğunluğa yol açıyor. Bu durum, acil servislerin öncelikli amacının dışına çıkmasına neden olurken, sağlık sistemi üzerindeki yükü artıran faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

    Dijital Çağda Güven ve "Onay Filtresi" Olarak Eczacı

    Sağlık ile ilgili konularda en çok güvenilen bilgi kaynakları doktorlar (%84) ve eczacılar (%79) olurken; sosyal medya (%12) ve fenomenler (%9) en az güvenilen mecralar olarak öne çıkıyor. İnternette sağlık bilgisi arayan tüketicilerin %57'si, ulaştığı kafa karıştırıcı bilgiyi teyit etmek için doğrudan eczacısına başvuruyor. Yapay zekâ araçlarını kullananlar arasında ise sağlık alanındaki en yaygın kullanım, hastalık ve semptomları yorumlatmak; bunu uyku, stres ve beslenme gibi konularda yaşam tarzı önerileri almak ve tedavi tavsiyesi istemek izliyor.

    Eczane Tercihinde Güven ve Danışmanlık Kalitesi Ön Planda

    Tüketicilerin %73'ünün her zaman düzenli olarak gittiği sabit bir eczanesi bulunuyor. Eczane tercihinde "Güvene Dayalı Danışmanlık Kalitesi" (%61), kolay ulaşılabilirlik (%56) faktörünü geride bırakarak ilk sıraya yerleşiyor. Bu durum, eczanelerin tüketicinin gözünde sağlık yolculuklarına rehberlik eden kritik bir "ilk danışma merkezi" olarak konumlandığını gösteriyor. Tüketicilerin reçetesiz ve öz bakımı destekleyici ürünleri satın alma kararındaki en belirleyici unsurun da %66 ile eczacı ve hekim tavsiyesi olması bu güveni doğrudan destekliyor.

    En Sık Yaşanan Rahatsızlıklar ve Tüketim Refleksleri

    Tüketicilerin son 1 yılda en sık yaşadığı sorunların başında soğuk algınlığı/grip, kas/eklem ağrıları ve baş ağrısı/migren geliyor. Ağrı kesiciler (%69) en otomatik ve düşük eforlu alışkanlık ürünü iken; soğuk algınlığı ilaçları (%56), hayat kesintiye uğradığında kullanılan "kriz" ürünleri olarak konumlanıyor. Tüketiciler ilacı alırken ambalajda en çok ürünün ne işe yaradığına (%69) ve yan etkilerine (%55) dikkat ediyor.

    Takviyelerde Enerji ve Zindelik Odakta

    Gün içindeki enerji seviyesini yeterli bulanların oranı yalnızca %24'te kalırken; tüketicilerin %52'si günlük zindelik ve enerji seviyelerini desteklemek adına vitamin ve takviyelere başvuruyor. En çok tercih edilen içeriklerde D Vitamini, B12, C Vitamini ve magnezyum başta geliyor. Eczacı araştırmasına göre pandemi sonrası dönemde gıda takviyelerine olan talep rekor seviyeye ulaşırken (%90); tüketicilerin günlük ihtiyaçlarına yanıt veren bu temel vitamin ve minerallerin satın alınma oranlarında %64’lük bir artış yaşanıyor. Tüketiciler takviyelerin yanı sıra geleneksel ev çözümlerini de koruyucu birer filtre olarak kullanıyor. Bu alanda limon bazlı karışımlar en güvenilir içerik olarak öne çıkarken, nane-limon, ıhlamur ve zencefil-limon üçlüsü ilk sıralarda yer alıyor.

    Algı ve Gerçeklik Arasındaki Uçurum

    Araştırma, toplumun sağlık konusundaki farkındalığı ile eylemleri arasında belirgin bir çelişki olduğunu gösteriyor. Toplumun %44'ü stres seviyesini yüksek olarak raporlasa da bu durum çözülmesi gereken bir sorundan ziyade "hayatın normal bir parçası" sayılıyor. Benzer şekilde, bireylerin %84'ü ruhsal sağlığın önemini kabul etse de profesyonel destek alanların oranı %26'da kalıyor ve sorunlar kısa vadeli yöntemlerle geçiştiriliyor. Kilo problemi ise kadınlar tarafından "sosyal bir yargılanma", erkekler tarafından ise "fiziksel işlevsellik" meselesi olarak görülüyor.

    Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

    Haleon tarafından Ipsos Türkiye iş birliği ve Prof. Dr. Barkın Berk danışmanlığında yürütülen Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması, ülkemizdeki öz bakım alışkanlıklarını, algıları ve sağlık sistemi üzerindeki yansımalarını kapsamlı bir şekilde gözler önüne serdi. Araştırma sonuçlarına göre, öz bakım kavramı genellikle hastalık dönemlerinde devreye giren tepkisel ve 'iyi hissetmek için atılan küçük adımlar' olarak algılanıyor; bu algı cinsiyetlere göre farklılık gösteriyor. En çarpıcı bulgulardan biri, toplumun %50'sinin herhangi bir sağlık sorununda acil servislere başvurmayı tercih etmesiyle, birinci basamak sağlık hizmetlerinin ve doğru öz bakım adımlarının yetersiz kullanımının sağlık sistemi üzerinde ciddi bir yük oluşturduğuydu. Sağlık bilgisine ulaşımda doktorlar ve eczacılar en güvenilir kaynaklar olmaya devam ederken, eczacıların internetteki kafa karıştırıcı bilgileri teyit etmede kritik bir 'onay filtresi' görevi üstlendiği vurgulandı. Tüketicilerin eczane tercihinde güvene dayalı danışmanlık kalitesinin öne çıkması ve reçetesiz ürün alımında eczacı/hekim tavsiyesinin belirleyici olması, eczacıların sağlık yolculuğundaki merkezi rolünü pekiştiriyor. Soğuk algınlığı, kas/eklem ağrıları gibi sıkça yaşanan rahatsızlıklarda ağrı kesiciler gibi 'otomatik' ürünlerin kullanımı ve pandemi sonrası dönemde enerji ile zindelik odaklı gıda takviyelerine olan talebin rekor seviyeye ulaşması dikkat çekiciydi. Son olarak, araştırma, stres, ruhsal sağlık ve kilo yönetimi gibi konularda toplumsal farkındalık ile eylemler arasında önemli bir uçurum olduğunu, sorunların genellikle kısa vadeli çözümlerle geçiştirildiğini ortaya koydu. Bu bulgular, Türkiye'de öz bakım bilincinin artırılması ve sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi gerektiğini açıkça gösteriyor.

    BENZER HABER
    İlk Yorumu Sen Yaz
    code