13 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46.29 ₺
EURO 53.60 ₺
STERLIN 62.15 ₺
G.ALTIN 6,277.08 ₺
BTC 63,559.60 $
ETH 1,674.09 $
BİST 0.00

    LGS Kaygısı Zirvede: Uzman Psikologdan Öğrenci ve Velilere Hayati Tüyolar!

    Yaşam 22
    Yayınlama: 12 Haziran 2026 Cuma 12:38 Kaynak: Kapsül Haber Ajansı

    LGS yaklaşırken kaygınız artıyor mu? Uzman Psikolog Helin Ezgi Deniz, sınav öncesi bu doğal duyguyla başa çıkmanın ve son günleri en verimli şekilde değerlendirmenin yollarını açıklıyor. Hem öğrenciler hem de veliler için hayati öneriler bu haberde!

    LGS Kaygısı Zirvede: Uzman Psikologdan Öğrenci ve Velilere Hayati Tüyolar!

    Sınav maratonunun son virajına girilirken, özellikle LGS öncesi öğrenciler ve veliler için kaygı doruk noktasına ulaşıyor. Bu doğal ancak yönetilmesi gereken duygu, birçok ailenin ortak sorunu haline geliyor. Peki, sınav stresiyle nasıl başa çıkılır, son günler nasıl daha verimli ve sakin geçirilir? Nev Sağlık Grubu Klinik Psikoloji Bölümü'nden Psk. Helin Ezgi Deniz, bu zorlu süreçte hem öğrencilerin hem de velilerin psikolojik dayanıklılığını koruması için altın değerinde tavsiyeler sunuyor. 'Kaygılanmanız normal, sorun kaygının varlığı değil, onunla kurduğumuz ilişki' diyen uzman, başarılı bir sınav süreci için zihinsel enerjiyi doğru yönetmenin yollarını açıklıyor. Öğrencilerin 'hiçbir şey bilmiyorum' hissiyle, velilerin iyi niyetli baskısıyla nasıl mücadele edileceği ve hayatın bir sınavdan ibaret olmadığını hatırlatan bu özel dosya, sınav dönemine ışık tutuyor. Kaçırılmaması gereken bu kritik önerilerle kaygıyı avantaja çevirin!

    LGS öncesi, öğrencilerde ve velilerde heyecanla birlikte kaygı da artıyor. Nev Sağlık Grubu Klinik Psikoloji Bölümü’nden Psk. Helin Ezgi Deniz, sınav öncesi yaşanan kaygının doğal olduğunu belirterek, son günlerde psikolojik dayanıklılığı korumanın önemine dikkat çekti.

    Liselere Geçiş Sistemi (LGS) öncesi, öğrencilerde ve ailelerinde heyecanın yanı sıra kaygı da artıyor. Nev Sağlık Grubu Klinik Psikoloji Bölümü’nden Psk. Helin Ezgi Deniz, sınav öncesi yaşanan kaygının doğal olduğunu belirterek, öğrencilerin ve velilerin son günleri nasıl değerlendirmesi gerektiğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

    "Kaygılanmanız Normal"

    Öğrencilerden son günlerde en sık duyduğu sorulardan birinin "Çok kaygılanıyorum, bu kadar kaygılanmam normal mi?" olduğunu söyleyen Deniz, kaygının beynin tehlike algıladığında devreye soktuğu doğal bir alarm sistemi olduğunu ifade etti.

    Sınavın gençlerin hayatında önem verdiği ve geleceğiyle ilişkilendirdiği önemli bir deneyim olduğunu vurgulayan Deniz, "Böyle bir süreçte hiç kaygı yaşamamak çoğu zaman sağlıklı bir durum değil, tam tersine konuya yeterince önem vermemek anlamına bile gelebilir. Sorun kaygının varlığı değil, kaygıyla kurduğumuz ilişkidir" dedi.

    “Kaygıdan Çok Düşünceler Yoruyor”

    Birçok öğrencinin sınavdan çok sınav hakkındaki düşünceleriyle mücadele ettiğini belirten Deniz, "Ya yapamazsam ya emeklerim boşa giderse ya herkes benden daha iyi yaparsa, ya ailemi hayal kırıklığına uğratırsam?" gibi düşüncelerin öğrencileri zorladığını söyledi.

    Bu soruların ortak noktasının gelecekle ilgili olması olduğunu ifade eden Deniz, "İnsan zihni belirsizliği sevmez. Belirsizlik arttıkça zihin olası felaket senaryoları üretmeye başlar. Bu aslında beynin bizi koruma girişimidir. Ancak bazen korumaya çalışırken bizi yormaya başlar" diye konuştu.

    “Son Günler Yeni Bir Maraton Başlatma Zamanı Değil”

    Sınava kalan son günlerin bilgi eksiklerini tamamlamaktan çok zihinsel enerjiyi koruma süreci olarak görülmesi gerektiğini belirten Deniz, birçok öğrencinin son günlerde mucize beklediğini söyledi.

    "Bir anda bütün konuları bitirmek, eksiklerini kapatmak, netlerini sıçratmak istemek anlaşılır ancak gerçekçi değildir" diyen Deniz, son günlerin yeni bir maraton başlatma zamanı değil, mevcut performansı koruma zamanı olduğunu kaydetti.

    Araştırmaların yüksek düzeyde stres altında öğrenme kapasitesinin azaldığını ve hata yapma olasılığının arttığını gösterdiğini belirten Deniz, öğrencilerin bu süreçte kendilerine aşırı yüklenmelerinin performanslarını artırmak yerine düşürebileceğini söyledi.

    "Hiçbir Şey Bilmiyorum" Hissi Gerçeği Yansıtmayabilir

    Öğrencilere seslenen Deniz, sınava hazırlık sürecinde yapılan çalışmaların büyük bölümünün zaten zihinde yerini aldığını belirtti.

    Son günlerde hissedilen "Hiçbir şey bilmiyorum" duygusunun çoğu zaman gerçek bilgi düzeyini yansıtmadığını ifade eden Deniz, "Kaygılı beyin sahip olduğu bilgiyi küçültme eğilimindedir" dedi.

    Sınav sabahı birçok öğrencinin yaşadığı "Her şeyi unuttum" hissinin de buna örnek olduğunu söyleyen Deniz, sınav başladıktan birkaç dakika sonra bilgilerin genellikle geri geldiğini, sorunun bilgiyi kaybetmek değil kaygının o bilgiye ulaşmayı geçici olarak zorlaştırması olduğunu vurguladı.

    “Veliler İyi Niyetle Baskıyı Artırabiliyor”

    Sınav öncesi dönemin veliler açısından da zor geçtiğini belirten Deniz, anne ve babaların destek olmak isterken farkında olmadan baskıyı artırabildiğini söyledi.

    "Kaç net yapıyorsun?", "Hangi liseyi kazanacaksın?", "Komşunun çocuğu şu kadar net yapıyormuş", "Bu sınav hayatını belirleyecek" gibi ifadelerin öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Deniz, bu sözlerin öğrencinin zihninde "Başarısız olursam sevgiyi ve onayı kaybederim" düşüncesine dönüşebildiğini ifade etti.

    “Çocukların İhtiyacı Koşulsuz Kabul”

    Gençlerin bu dönemde performans baskısından çok koşulsuz kabul hissine ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Deniz, velilerin şu mesajları vermesinin önemli olduğunu söyledi:

    "Elinden geleni yaptığını görüyorum."

    "Sonuç ne olursa olsun sen bizim için değerlisin."

    "Bu sınav önemli ama hayatının tamamı değil."

    Bu cümlelerin bazen çözülen onlarca sorudan daha etkili olabileceğini belirten Deniz, sınav kaygısının temelinde çoğu zaman başarısızlık korkusundan çok değer kaybetme korkusunun yattığını ifade etti.

    “Bir Sınav Sonucu Hayatın Tamamını Belirlemez”

    Toplumda sınavların bazen olduğundan daha büyük bir yere konulduğunu belirten Deniz, LGS'nin önemli olduğunu ancak tek başına bir öğrencinin zekâsını, karakterini, potansiyelini, yaratıcılığını veya gelecekteki mutluluğunu ölçemeyeceğini söyledi.

    Klinik pratiğinde yüksek puan almasına rağmen mutsuz olan gençler de gördüğünü, istediği okula yerleşemese de yıllar sonra başarılı ve tatmin edici bir hayat kuran kişilerle de karşılaştığını belirten Deniz, "Hayat çizgisel ilerlemiyor. Bazen bir sınav sonucu bir yön belirliyor ama insanın bütün hikâyesini yazmıyor" dedi.

    “Kontrol Edebileceğiniz Şeylere Odaklanın”

    Sınava kalan son günlerde öğrencilerin kendilerine "Şu an kontrol edebileceğim şey ne?" sorusunu sormalarını öneren Deniz, sınavın zorluğu, diğer öğrencilerin performansı ve sonuçlar gibi unsurların kontrol dışında olduğunu söyledi.

    Buna karşılık uyku düzeni, beslenme, çalışma saatleri, mola vermek ve sınav sabahına hazırlığın kontrol edilebilir alanlar olduğunu belirten Deniz, psikolojik dayanıklılığın sonucu değil süreci yönetebilmekten geçtiğini ifade etti.

    "Kaygı Hissetmeniz Başarısız Olacağınız Anlamına Gelmez"

    Açıklamasının sonunda öğrencilere seslenen Deniz, kaygının başarısızlık göstergesi olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

    "Kalbinizin hızlı atması, midenizde düğümler olması, zaman zaman ağlamak istemeniz veya 'Yetişmeyecek' diye düşünmeniz başarısız olacağınız anlamına gelmez. Bunlar insan olduğunuzun işaretidir. Bu sınav bir performans değerlendirmesidir; kişilik değerlendirmesi değil. Sonuç ne olursa olsun, bir sınav sonucu sizin değerinizi belirleyemez."

    Öğrencilere son günlerde kendilerine karşı daha nazik olmaları tavsiyesinde bulunan Deniz, "Bazen başarıya en çok yaklaştığımız an, kendimizle savaşmayı bıraktığımız andır" dedi.

    Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

    Liselere Geçiş Sistemi (LGS) yaklaştıkça hem öğrencilerde hem de velilerde artan sınav kaygısı, Nev Sağlık Grubu Klinik Psikoloji Bölümü'nden Psk. Helin Ezgi Deniz'in kritik önerileriyle mercek altına alındı. Uzman Deniz, sınav öncesi hissedilen kaygının doğal bir alarm sistemi olduğunu ve asıl sorunun kaygının kendisi değil, onunla kurulan ilişki olduğunu vurguladı. Öğrencilerin sıklıkla yaşadığı 'hiçbir şey bilmiyorum' hissinin ve gelecekle ilgili olumsuz düşüncelerin zihni yorduğunu belirten Deniz, son günlerin yeni bir maraton başlatmak yerine mevcut performansı koruma süreci olması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, velilerin iyi niyetli yaklaşımlarının farkında olmadan baskı yaratabileceğine dikkat çekerek, çocukların bu dönemde koşulsuz kabul ve destek mesajlarına ihtiyaç duyduğunu belirtti. Bir sınav sonucunun hayatın tamamını belirlemediğini ve gençlerin değerini ölçmediğini hatırlatan Deniz, öğrencilere kontrol edebilecekleri uyku düzeni, beslenme ve çalışma saatleri gibi alanlara odaklanmalarını tavsiye etti. Psikolojik dayanıklılığın, sonucu değil süreci yönetmekten geçtiğini belirten uzman, kaygı hissetmenin başarısızlık anlamına gelmediğini, bunun sadece insan olmanın bir işareti olduğunu vurgulayarak, öğrencilerin kendilerine karşı nazik olmaları gerektiğini ekledi. Bu kapsamlı analiz, sınav kaygısıyla mücadelede hem öğrencilere hem de velilere yol gösterici nitelikte önemli bilgiler sunmaktadır.

    BENZER HABER
    İlk Yorumu Sen Yaz
    code