17 Şubat 2026 Salı
DOLAR 43.73 ₺
EURO 51.85 ₺
STERLIN 59.49 ₺
G.ALTIN 6,928.01 ₺
BTC 68,403.34 $
ETH 1,958.26 $
BİST 0.00

    Türkiye Yenilenebilir Hidrojende Küresel Üs Olabilir mi? SHURA Raporu Kritik Potansiyeli Açıkladı!

    Ekonomi 24
    Yayınlama: 17 Şubat 2026 Salı 11:54 Kaynak: Kapsül Haber Ajansı

    SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi'nin yeni raporu, Türkiye'nin yenilenebilir hidrojende büyük bir üretim ve ihracat üssü olma potansiyelini gözler önüne seriyor. Ancak bu dev potansiyeli gerçeğe dönüştürmek için kapsamlı bir eylem planına acil ihtiyaç var!

    Türkiye Yenilenebilir Hidrojende Küresel Üs Olabilir mi? SHURA Raporu Kritik Potansiyeli Açıkladı!

    Türkiye'nin enerji geleceği için kritik bir dönemeçteyiz. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi'nin yayımladığı kapsamlı 'Türkiye'de Yenilenebilir Hidrojenin Etkinleştirilmesi' raporu, ülkemizin yeşil hidrojende küresel bir oyuncu olma potansiyelini mercek altına alıyor. Üretim, depolama ve ihracat kabiliyetleriyle dikkat çeken Türkiye, karbonsuzlaşması zor sektörlere nefes aldırabilir ve hatta ihtiyaç fazlasını ihraç ederek Avrupa pazarında stratejik bir konum edinebilir. Ancak bu büyük fırsatı değerlendirmek için kurumsal bir eylem çerçevesi ve somut politikalar şart. Bu rapor, Türkiye'nin net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmasında yenilenebilir hidrojenin vazgeçilmez rolünü ve atılması gereken adımları detaylandırıyor.

    SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin hazırladığı “Türkiye’de Yenilenebilir Hidrojenin Etkinleştirilmesi” raporu yayımlandı.

    Rapora göre Türkiye, yenilenebilir hidrojende üretim, depolama, taşıma ve son kullanım alanlarında önemli potansiyele sahip; ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi için kurumsal ve bütüncül bir eylem çerçevesine ihtiyaç duyuluyor Türkiye’nin gerekli altyapı ve mevzuat çalışmalarını tamamlaması halinde, yenilenebilir hidrojeni yüksek katma değerli ve karbonsuzlaşması zor sektörlerde önceliklendirmesi ve oluşabilecek ihtiyaç fazlasını ihraç etmesi mümkün olabilirYenilenebilir hidrojen ve türevleri, büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı olan sanayi ve ulaşım sektörlerinin karbonsuzlaşmasında stratejik bir rol üstlenebilir.


    SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, “Türkiye’de Yenilenebilir Hidrojenin Etkinleştirilmesi” raporunu yayımladı. Yenilenebilir (yeşil) hidrojen konusunda yayımlanan üç raporun tamamlayıcısı niteliğindeki çalışmada, ulusal ve uluslararası fırsatlar ile zorluklar inceleniyor. Raporda, Türkiye’nin küresel ölçekteki politika, piyasa ve teknoloji gelişmelerini yakından izleyerek hidrojen yol haritasını düzenli olarak güncellemesinin; sağlıklı, sürdürülebilir ve rekabetçi bir hidrojen ekosisteminin inşası için önemli olduğu vurgulanıyor.

    Türkiye’nin net sıfır emisyonlu bir ekonomiye geçişi sürecinde enerji dönüşümünün üç temel bileşeni olan yenilenebilir enerji kaynakları, enerji verimliliği ve elektrifikasyon; politika belgelerinde kısa ve orta vadeli hedeflerin merkezinde konumlanıyor. Bununla birlikte, yüksek proses ısısı gerektiren sanayi kolları ile uzun mesafe taşımacılık gibi alanlarda, mevcut teknolojik kısıtlar nedeniyle doğrudan elektrifikasyonun kısa vadede yeterli bir çözüm sunması güç görünüyor. Bu nedenle rapor, zor karbonsuzlaşan sektörlerde yenilenebilir hidrojen gibi tamamlayıcı teknolojilerin devreye alınmasının gerekliliğine dikkat çekiyor.

    Yüksek sıcaklık gerektiren sanayi süreçleri ve uzun mesafe taşımacılık uygulamalarında fosil yakıtlara alternatif oluşturan yenilenebilir hidrojen, bazı sanayi kollarında aynı zamanda hammadde işlevi de görüyor. Bu nedenle hidrojenin emisyon azaltım potansiyelinin en yüksek olduğu alanlarda önceliklendirilmesi, hem ekonomik katma değer hem de iklim hedefleri açısından belirleyici önem taşıyor.

    Somut ve Uygulanabilir Eylem Planına İhtiyaç Var

    SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, Türkiye’nin yüksek yenilenebilir enerji potansiyeli ve stratejik coğrafi konumu sayesinde yenilenebilir hidrojenin üretimi ve kullanımı açısından önemli avantajlara sahip olduğunu vurguladı. Bağ, “Yenilenebilir hidrojen potansiyelinin hayata geçirilebilmesi için politika belgelerinde yer alan hedeflerin somut, takvimlendirilmiş ve kurumsal sorumlulukları net biçimde tanımlanmış eylem planlarıyla desteklenmesi gerekiyor. Hidrojenden sorumlu kurumsal bir yapı oluşturulmalı. Uygun teşvik ve destek mekanizmaları geliştirilerek piyasa yapısı kademeli olarak inşa edilmeli; talep yaratacak öncelikli sektörler belirlenmeli ve gerekli altyapı eş zamanlı planlanmalı” dedi.

    Bağ, en kritik hususun ise yenilenebilir hidrojen üretiminin, elektrik sektörünün dönüşüm hedefleriyle uyumlu ve bu hedeflerle çelişmeyecek şekilde planlanması olduğunu vurguladı. Hidrojenin, fosil yakıt kullanımının ve enerji ithalat bağımlılığının düşürülmesinde stratejik bir rol üstleneceğini belirten Bağ, “Yenilenebilir hidrojen üretimi, mevcut yenilenebilir elektrik kapasitesinin yönlendirilmesi veya ikame edilmesi yoluyla değil; yalnızca hidrojen üretimi amacıyla devreye alınacak ilave yenilenebilir enerji yatırımları üzerinden gerçekleştirilmelidir. Aksi halde, elektrik sektörünün karbonsuzlaşma hedefleri risk altına girebilir” dedi.

    Yenilenebilir Hidrojenin İhtiyaç Fazlası İhraç Edilebilir

    Raporda, yenilenebilir hidrojen ve türevlerinin kullanımında, ilk aşamada en yüksek katma değerin sağlanabileceği ve doğrudan elektrifikasyonun karbondan arındırmada tek başına yetersiz kaldığı sektörlere öncelik verilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bununla birlikte, yenilenebilir hidrojenin öncelikli sektörlerde kullanılmasının yanı sıra oluşabilecek üretim fazlasının çevre ülkelere ihraç edilebileceği, bunun için uluslararası standartlara uyumlu planlama yapılması gerektiği ifade ediliyor.

    Bu planlamaların üretim teknolojilerinden hidrojen değer zincirine ve taşıma yöntemlerine bağlı olarak liman, boru hattı ve diğer lojistik altyapı gereksinimlerine kadar bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiği belirtiliyor. Söz konusu yaklaşımın, Türkiye’yi Avrupa’da gelişmekte olan yenilenebilir hidrojen pazarında rekabetçi ve stratejik bir konuma taşıyabileceği değerlendiriliyor.

    Raporda ayrıca, küresel ölçekte yenilenebilir hidrojen projelerinin önemli bir bölümünün planlanan takvimlerin gerisinde kaldığına dikkat çekiliyor. 2030 yılına kadar kurulması öngörülen projelere dayalı düşük emisyonlu hidrojen üretimi beklentisinin, iptaller ve gecikmeler nedeniyle son bir yılda 49 milyon tondan 37 milyon tona gerilediği vurgulanıyor. Bu projelerin yüzde 80’inden fazlasını, elektrolizör teknolojisine dayalı yenilenebilir hidrojen projeleri oluşturuyor.

    Yetersiz altyapı, düzenleyici çerçevenin eksikliği, teknolojik olgunluğun sağlanamaması ve yüksek üretim maliyetleri bu gecikmelerin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Karbon fiyatlandırması ve talep tarafı destek mekanizmalarının sınırlı kalması da piyasa oluşumunu yavaşlatıyor. Türkiye’nin de küresel ölçekteki politika, piyasa ve teknoloji gelişmelerini yakından izleyerek hidrojen yol haritasını düzenli olarak güncellemesi; sağlıklı, sürdürülebilir ve rekabetçi bir hidrojen ekosisteminin inşası açısından büyük önem taşıyor.

    Yenilenebilir Hidrojenin Gelişimi İçin Yol Haritası

    Raporda, paydaş görüşleri doğrultusunda Türkiye’de yenilenebilir hidrojen ekosisteminin oluşturulmasına yönelik 17 politika önerisi sunuluyor:

    Yenilenebilir hidrojene ilişkin idari izin süreçlerini ve destek mekanizmalarını tanımlayacak, sektörler arası üretim ve gelişim planlarını koordine edecek bir kamu birimi oluşturulmalı.Yenilenebilir hidrojenin yasal tanımı yapılmalı.Yenilenebilir hidrojen, elektrik sektörünün dönüşümü ile rekabet etmemeli.Yenilenebilir hidrojen ve türevlerinin kullanımında, ilk aşamada en yüksek katma değerin sağlanabileceği ve doğrudan elektrifikasyonun karbondan arındırmada tek başına yetersiz kaldığı sektörlere öncelik verilmeli.Türkiye’de yenilenebilir hidrojene yönelik düzenleyici çerçeve oluşturulmalı.Yerli arzı teşvik etmek için yenilenebilir hidrojen üretimine yönelik mali teşvikler sağlanmalı.Yenilenebilir hidrojen değer zincirine yönelik yatırımlar eş zamanlı planlanmalı.Yenilenebilir enerji kaynaklarına yakın alanlarda hidrojen merkezleri kurulmalı.Kritik altyapı ihtiyaçlarını karşılayacak hidrojen özel üretim bölgeleri ilan edilmeli.Hidrojenin üretimi, taşınması, depolanması ve kullanımı için havalimanı ve liman altyapıları iyileştirilmeli ve geliştirilmeli.Sanayide kullanılacak yenilenebilir hidrojene ilişkin teknik ve güvenlik standartları yasal çerçeve kapsamında düzenlenmeli.Yerli Ar-Ge çalışmaları güçlendirilmeli, üniversite-sanayi iş birlikleri artırılmalı.Hidrojen üretimi konusunda nitelikli insan kaynağı yetiştirilmeli.Hidrojen üretiminde kullanılan teknolojilerin yerli üretimi için ulusal ve uluslararası standartlar oluşturulmalı.Hidrojen üretim stratejisinde enerji boyutu ile su kaynaklarının sürdürülebilirliği birlikte ele alınmalı.Yenilenebilir hidrojen üretim fazlası için ihracat stratejisi oluşturulmalı.Yenilenebilir hidrojene yönelik talebin hızlandırılması amacıyla sektörel ölçekte düzenlemeler yapılmalı.

    Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

    SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi tarafından hazırlanan 'Türkiye’de Yenilenebilir Hidrojenin Etkinleştirilmesi' raporu, Türkiye'nin yenilenebilir hidrojen üretiminde ve ihracatında önemli bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koyuyor. Raporda, bu potansiyelin hayata geçirilmesi için bütüncül bir eylem çerçevesine ve stratejik planlamaya ihtiyaç duyulduğu vurgulanmakta. Özellikle yüksek katma değerli ve karbonsuzlaşması zor sanayi ve ulaşım sektörleri için stratejik önem taşıyan yenilenebilir hidrojenin, ülkenin net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmasında kilit bir rol oynayacağı belirtiliyor. SHURA Direktörü Alkım Bağ, mevcut yenilenebilir elektrik kapasitesini yönlendirmek yerine, yalnızca hidrojen üretimi için ilave yenilenebilir enerji yatırımlarının yapılmasının gerekliliğini vurgulayarak, aksi takdirde elektrik sektörünün karbonsuzlaşma hedeflerinin risk altına girebileceği uyarısında bulunuyor. Raporda sunulan 17 politika önerisi arasında, hidrojene özel bir kamu birimi oluşturulması, yasal tanımının yapılması, mali teşvikler sağlanması ve ihracat stratejisinin geliştirilmesi gibi kritik adımlar yer alıyor. Türkiye'nin küresel piyasa ve teknoloji gelişmelerini yakından takip ederek hidrojen yol haritasını sürekli güncellemesi, rekabetçi bir hidrojen ekosistemi için hayati önem taşıyor.

    BENZER HABER
    İlk Yorumu Sen Yaz
    code