Kolorektal kanserler, dünya genelinde ve ülkemizde ne yazık ki en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Ancak iyi haber şu ki, bu sinsi hastalığa karşı korunmak ve erken teşhisle tedavi şansını artırmak mümkün. Peki, bu tehlikeli hastalığın kapınızı çalmadan önce fark etmenizi sağlayacak o kritik 7 risk faktörünü biliyor musunuz? Ailenizde kanser öyküsü varsa, yaşınız 45'in üzerindeyse veya yaşam tarzınızda bazı riskler taşıyorsanız, bu yazımız sizin için bir yol haritası sunuyor. Erken tanı ve doğru adımlarla hayatınızı kurtaracak bilgiler için okumaya devam edin!

Kolorektal kanserler dünyada ve ülkemizde de sık görülen kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. Genetik faktörler, obezite, düzensiz beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı gibi faktörler kolorektal kanserlere zemin hazırlayabiliyor. 45 yaş üzerinde, her iki cinsiyette de daha sık görülmeye başlayan bu kanserler, kalın bağırsağın iç yüzeyinde gelişen poliplerin zamanla kanserleşmesi ile ortaya çıkıyor. Kolonoskopisi ile erken teşhis edilebilen kolon kanseri ilk 5 yıllık süreçte sağ kalımı % 90 oranında artırabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Erdem Akbal, 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında kolon kanserinin nedenleri, erken teşhisin önemi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Kolon (kalın bağırsak) kanseri, tüm dünya ile birlikte ülkemizde de hem erkeklerde hem kadınlarda en sık görülen kanserler arasında üçüncü sırada, kansere bağlı ölümler açısından ise ikinci sarıda gelmektedir. Kolon kanserinin dünyada görülme sıklığı incelendiğinde tüm dünyada artış eğiliminde olduğu belirlenmiştir. Ancak bununla birlikte erken tanı ve tarama programlarının yaygınlaştırılması da hastalığın tedavisinde önemli oranda artış olduğu ortaya çıkmıştır. Kolorektal kanserlerin büyük çoğunluğu adenomatöz poliplerden gelişmektedir. Adenom–karsinom sekansı olarak tanımlanan bu süreç genellikle 5–10 yıllık bir zaman dilimini kapsar. Bu biyolojik süreç, hastalığın tarama programları ile erken evrede saptanmasına ve hatta premalign lezyon aşamasında önlenmesine olanak tanımaktadır.

Tarama 45 yaş sonrası olarak güncellendi

Kalın bağırsak ve rektum kanserleri ailesel, genetik geçişli ve rastlantısal olarak üç sebeple ortaya çıkmaktadır. Kromozom bozukluğu, genetik yapıdaki yapısal ve kimyasal değişimler de kanser sürecinin sebepleri arasında yer almaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda kolon kanserinin görülme yaşının giderek daha erken yaş gruplarına kaydığını ortaya koymuştur. Bu nedenle birçok uluslararası kılavuz, ortalama riskli bireylerde tarama başlangıç yaşını 45 olarak güncellemiştir. Bu yaklaşım, erken başlangıçlı kolorektal kanser vakalarındaki artışa karşı koruyucu bir strateji olarak değerlendirilmektedir.

Ailenizde kalın bağırsak kanseri varsa…

Kolon kanseri gelişiminde genetik ve çevresel faktörler birlikte rol oynamaktadır. Ailesinde birden fazla kalın bağırsak kanseri olan, kolonoskopide 1 cm’den büyük, yüksek derecede farklılaşma gösteren polip bulunanların diğer aile bireylerinde de kanser riskinin arttığı göstermektedir. Kolorektal kanserini artıran başlıca sebepler şunlardır;

45 yaş ve üzeri olmakAilede kolorektal kanser öyküsüObezite ve metabolik sendromSedanter yaşam tarzıLiften fakir, kırmızı ve işlenmiş etten zengin beslenmeSigara ve aşırı alkol tüketimiİnflamatuvar bağırsak hastalıkları

Kolorektal kanserler belirti vermeden ilerliyor

Kolorektal kanserler çoğu zaman erken evrede hiçbir belirti vermeden seyretmektedir. Semptomlar genellikle hastalık ilerlediğinde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle tarama programlarının semptomdan bağımsız olarak yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. İleri evredeki kolorektal kanserin belirtileri şunlardır;

Dışkılama alışkanlığında değişiklikRektal kanamaDemir eksikliği anemisiKarın ağrısıAçıklanamayan kilo kaybı

Kolonoskopi teşhis ve tedavide önemli kolaylık sağlıyor

Kolonoskopi, kolorektal kanser taramasında altın standart yöntem olarak kabul edilmektedir. Kononoskopi, tanının yanı sıra tedavi ve iyileşmede de hasta için önemli bir avantaj sağlamaktadır. Çünkü aynı işlem sırasında poliplerin çıkarılabilmesi, kolon kanserini önleyici etkisinin temelini oluşturmaktadır. Normal bir kolonoskopi sonrası ortalama riskli bireylerde genellikle 10 yıl arayla tekrar önerilmektedir. Ancak bu süre, bireysel risk faktörlerine ve saptanan lezyonların özelliklerine göre değişiklik de gösterebilmektedir.

Belirti yoksa da taramalarınızı yaptırın

Erken evrede saptanan kolorektal kanserlerinde 5 yıllık sağ kalım oranları %90’ın üzerindeyken, ileri evrede saptanan ve tedavisine başlanan hastalıkta bu oran %15’lere kadar düşebilmektedir. Bu nedenle tarama programları ve toplum farkındalığı hayati önem taşımaktadır. Çünkü bilinirlik ile kolon kanserini önlenebilir ve erken tanı ile yüksek oranda tedavi edilebilir bir hastalık olduğu bilinmesi gerekir. Ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin hiçbir belirti beklemeden, hekim önerisi doğrultusunda kolonoskopi yaptırması, 45 yaşını dolduran her bireyin ise tarama programına katılması yaşam kurtarıcıdır.

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kolon (kalın bağırsak) kanseri, dünya ve Türkiye'de en sık görülen üçüncü kanser türü olup, kansere bağlı ölümlerde ikinci sırada yer almaktadır. Makalemizde, bu sinsi hastalığın genetik yatkınlık, obezite, düzensiz beslenme, sigara ve alkol tüketimi, sedanter yaşam tarzı gibi yedi kritik risk faktörüne dikkat çekildi. Özellikle 45 yaş sonrası bireyler için tarama programlarının ve ailesinde kolorektal kanser öyküsü bulunanlar için düzenli kolonoskopi kontrollerinin hayati önemi vurgulandı. Erken evrede genellikle belirti vermeyen kolon kanserinde, kolonoskopi sayesinde poliplerin kansere dönüşmeden tespit edilip çıkarılması, beş yıllık sağ kalım oranını %90'ın üzerine taşıyarak hastalığın önlenmesinde ve tedavisinde altın standart olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, toplum bilincinin artırılması ve risk altındaki herkesin belirti beklemeden taramalara katılması, kolon kanseriyle mücadelede en güçlü silahımızdır.